YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3053
KARAR NO : 2023/2051
KARAR TARİHİ : 05.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ :Korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme, ruhsatsız silah taşıma ve suç uydurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında İskilip Cumhuriyet Başsavcılığının 22.04.2015 tarihli iddianamesi ile ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma suçundan 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun (6136 sayılı Kanun) 13 üncü maddesi birinci fıkrası, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 170 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, suç uydurma suçundan, 5237 sayılı Kanunun 271 inci maddesinin birinci fıkrası ve aynı kanunun 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır.
2. İskilip Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.03.2016 tarihli kararı ile sanığın 6136 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrası , 62 nci maddesi ve 52 nci maddesi ikinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis ve 500 tl adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanunun 170 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve 62 nci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanunun 271 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii, sanık hakkında mahkumiyete yeter delilin bulunmadığını, hakkında lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü belirtilerek temyiz isteminde bulunulmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Jandarma komutanlığı tarafından tanzim edilen 19.10.2014 tarihli tutanağa göre, 18.10.2014 saat 20.40 sıralarında … isimli şahsın komutanlığı arayarak İskilip köprüsü yanında ateşli silah ile vurulduğunu beyan etmesi üzerine, …’ün tedavisinin yapıldığı hastaneye gidildiği, şahıs ile yapılan görüşmede, kendilerine Obruk barajı yanında arkadaşı … ile birlikte kaçak balık avlanıp avlanmadığını denetim için gezdiklerinde, bir aracın geldiğini gördüklerini, araçtaki şahısların 30-40 metre mesafeden kendilerine ateş ettikleri ve bacağından yaralandığını beyan etmesi üzerine, olay yerinde araştırma yapıldığı ancak herhangi bir emareye rastlanmadığı, şahıstaki yaralanmanın yukarıdan aşağı şekilde meydana geldiği, anlatımlarına göre uzaktan ateş edilmesi halinde böyle bir yaralanmanın olamayacağı değerlendirilerek, tekraren sorulduğunda …’ın, arkadaşı olan …’ün düğünde havaya ateş ettiğini, tabancanın tutukluk yapması üzerine bunu gidermeye çalışırken silahın ateş aldığını ve Mustafa’nın kendisini bacağından yaralandığını, düğünde tatsızlık çıkmaması için Mustafa’nın kendisinden barajın yanında yaralandığını söylemesini istediği şeklinde beyanda bulunmuştur. …’ün evinde ve arabasında usulüne uygun olarak yapılan aramada ateşli bir silah ele geçirilememiştir.
2- Sanık 18.10.2014 ve 09.04.2015 tarihli beyanlarında kendisinin obruk barajı yakınlarında başka şahıslar tarafından yaralandığında ısrar etmiştir.
3- Samsun Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından hazırlanan 05.01.2015 kabul tarihli raporda …’e ait pantolon üzerinde yapılan incelemede yaralanmanın yakın atış sonucu meydana geldiği belirtilmiştir.
4. 18.06.2015 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuna göre, …’ün sol bacak femur ön yüzde giriş, lateralinde çıkış deliği şeklinde olan yaralanmasının ateşli silah ile meydana getirildiği belirlenmiştir. Sanık hakkında düğün yerinde ateş edip kendisini yaraladıktan sonra gerçek dışı beyanlar da bulunması nedeniyle, korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme, ruhsatsız silah taşıma ve suç uydurma suçlarından incelemeye konu bu dava açılmıştır.
5. Sanık mahkemedeki savunmasında, … ile birlikte düğünden sonra barajda kontrol yaparken …’ın düğün yerinde ateş edemedim diyerek ateş etmek istediğini, silahın tutukluk yaptığını, ona yardım etmeye çalışırken ateş aldığını ve yaralandığını, …’ı korumak için o şekilde beyanda bulunduğunu, silahın da ona ait olduğunu belirtmiştir.
6. Mahkemede dinlenen … ırmağın kenarında dedesine silahı ile havaya ateş ettiğini, silahın tutukluk yaptığını, …’ün silahı elinden alıp bakmaya çalışırken kendi elinin tetiğe değdiğini, silahın ateş aldığını, ona askere gideceğim beni bu işe karıştırmadediğini, onun da o şekilde beyanda bulunduğunu belirtmiştir.
7. …’ın mahkemedeki ifadesinde, “sanığın düğünde ateş ettiğini görmediğini, kendi kendisini yaraladığını gördüğü, sonradan Ömer’in yaraladığını duyduğu şeklinde alınmış, çelişkiler giderilmemiştir.
IV. GEREKÇE
1. Ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma ve korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçları bakımından yapılan incelemede;
Suç tarihleri, 7331 sayılı Kanunun 22. maddesi ile değişik CMK 251/11 fıkrasında 08.07.2021 tarihinde yapılan değişiklikten önce olmakla ;
Anayasa Mahkemesi’nin, 02/08/2022 gün ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 21/04/2022 gün ve 2020/87 esas, 2022/44 sayılı kararı ile; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibaresinin “…seri muhakeme usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında, sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250. maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdi edilmesinde zorunluluk olması, nedenleriyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Suç uydurma suçu bakımından yapılan incelemede;
Olay ve olgular bölümünde belirtilen tüm deliller ve tüm dosya kapsamına göre yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen tüm itirazlarının reddine, ancak adli sicil kaydına göre daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan sanık hakkında hükmedilen 25 günlük hapis cezasının 5237 sayılı Kanunun 50 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca adli para cezasına çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ve 1412 sayılı Kanun’un 322 inci maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
1. Ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma ve korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçları bakımından;
Gerekçe bölümünde 1 numaralı bentte açıklanan nedenle İskilip Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.03.2016 tarihli ve 2015/164 Esas, 2016/80 Karar sayılı kararına kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
2. Suç uydurma suçu bakımından;
Gerekçe bölümünde 2 numaralı bentte açıklanan nedenle İskilip Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.03.2016 tarihli ve 2015/164 Esas, 2016/80 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün 3 numaralı fıkrasının 4, 5 ve 6 ncı paragraflarının çıkartılarak; 3 üncü bentten sonra gelmek üzere “sanığın 25 gün karşılığı hapis cezasının 5237 sayılı Kanunun 52 nci maddesi ikinci fıkrası uyarınca sanığın ekonomik ve sosyal durumu nazara alınarak günlüğü taktiren 20 TL den paraya çevrilerek 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.04.2023 tarihinde karar verildi.