YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3183
KARAR NO : 2023/1956
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satma, satın alma, taşıma veya bulundurma, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 2015/8250 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un (6136 sayılı Kanun) 15 inci maddesinin birinci fıkrası, (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları uyarınca cezalandırılması ve suça konu bıçağın 54 üncü madde uyarınca müsaderesi talep olunmuştur.
2. Adana 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2016 tarihli, 2015/229 Esas, 2016/73 Karar sayılı kararı ile sanığın, bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satma, satın alma, taşıma veya bulundurma suçundan 6136 sayılı Kanun’un 15 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis ve 400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5 ay süreli hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 50 inci maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca 3.000,00 TL adli para cezasına çevrilmesine, suça konu bıçağın 54 üncü maddesi uyarınca müsaderesine, sanığın ayrıca görevi yaptırmamak için direnme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5 ay süreli hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 50 inci maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca 3.000,00 TL adli para cezasına çevrilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanığın Temyiz Sebepleri;
1. Polislere karşı suç işleme kastı ile hareket etmediğine,
2. Maddi durumu olmadığı için para cezasının kamuya yararlı işte çalışma tedbirine çevrilmesi gerektiğine,
3. Pişman olduğuna,İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın, kız kardeşine şiddet uyguladığı ihbarı üzerine eve gelen polis memurlarına, karakola gitmemek için direnç göstermek ayrıca 6136 sayılı Kanun kapsamında taşınması yasak olan bıçağı kendi boğazına dayamak suretiyle atılı suçları işlediği iddiasına ilişkindir.
2. Sanığın annesi Y.B.’nin, sanığın uyuşturucu kullandığına ve kardeşine şiddet uyguladığına dair ihbarda bulunduğu, mail ihbar tutanağı ile belirlenmiştir
3. İhbar üzerine sanık ve kardeşinin yaşadığı eve gidildiğinde, sanığın arka cebinden çıkarmış olduğu bıçağı görevli polis memurlarına doğrultarak polis merkezine gelmeyeceğini söylemesi üzerine, sanığın etkisiz hale getirildiğine ve bıçağın muhafaza altına alındığına dair olay, yakalama tutanağı dosyada mevcuttur.
4. Tetkik için gönderilen bıçağın, nitelikleri bakımından sustalı çakı olduğu ve 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliği haiz bıçaklardan olduğu Adana Kriminal Polis Labratuvarı Müdürlüğünün 19.03.2015 tarihli raporu ile tespit edilmiştir
5. Sanığın annesi olan tanık Y.B. mahkemede alınan ifadesinde “Sanık …’ın oğlu olduğunu, uyuşturucu kullandığını, kendisini tedavi olması amacıyla savcılığa şikayet ettiğini, olay günü evlerine polis geldiğini, kızı Gamze’yi şikayetçi olduğu için karakola götürmek istediklerini söylediklerini, Murat’ın Gamze’nin karakola gitmesine engel olmak için bıçak çıkardığını ancak kendi kolunu kesecek olduğunu, sonra Murat ile konuştuklarını, onu alıp karakola gittiklerini” beyan etmiştir
6. Katılan ve mağdur mahkemede alınan beyanlarında “Sanığın cebinden çıkardığı bıçağı kendi boğazına dayadığını, onlara doğru kullanmadığını ayrıca Mehmet’i eli ile ittiğini” belirtmişlerdir.
7. Sanık savunmasında “Üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, kızkardeşi Aslı’nın kendisini polise şikayet etmiş olduğunu, olay günü polis ekibinin evlerine geldiklerini, kardeşi Aslı ve kendisini karakola götürmek istediklerini, kendisinin de ailevi problemlerinin olması ve kızkardeşinin karakola gitmesini
istemiyor olması nedeniyle üzerinde bulunan bıçağı çıkardığını ve kendisine zarar vermek istediğini ve polislerden kızkardeşini karakola götürmemelerini istediğini, polislere karşı suç işlemediğini” belirtmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında 6136 Sayılı Kanun’a Muhalefet Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
Dosyadaki olgular itibari ile, kardeşine şiddet uyguladığı ihbarı üzerine kolluk görevlilerince sanığın ikametine gidildiğinde, cebinden uzmanlık raporu ile 6136 sayılı Kanun kapsamında taşınması yasak nitelikte olduğu belirlenen sustalı çakıyı çıkardığı ve suça konu bıçağın bu şekilde muhafaza altına alındığı, bu şekilde sanığın kanunen taşınması yasak nitelikte olan bıçağı bulundurmak suretiyle atılı suçu işlediği sabit olmakla mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak;
Anayasa Mahkemesi’nin, 02.08.2022 gün ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 21.04.2022 gün ve 2020/87 esas, 2022/44 sayılı kararı ile; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunun 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “”…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibaresinin “…seri muhakeme usulü…” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri yargılama usulüne tabi olması karşısında; sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250. maddesinde düzenlenen Seri Yargılama Usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdii edilmesinde zorunluluk bulunmuştur.
B. Sanık Hakkında Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçlarından Kurulan Hüküm Yönünden;
Görevi yaptırmamak için direnme suçu, kamu görevlisine karşı görevini engellemek amacıyla cebir, şiddet ve tehdit kullanılması ile oluşur. Failin amacı yerine getirilmekte olan kamu görevine engel olmaktır. Bu suç ile korunan hukuki yarar kamu idaresi organlarının görevlerini herhangi bir engelleme ile karşılaşmadan yapmasını sağlamak suretiyle kamu idaresinde sürekliliği güvence altına almaktır.
Suçun maddi unsurlarından hareket unsuru, kamu görevlisinin ifa ettiği görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir ve tehdit kullanılmasıdır. 5237 sayılı Kanun’da cebir terimi, maddi ve manevi zorlamayı içermektedir. Maddi cebirin, yaralama oluşturacak şekilde bir şiddet içerdiği, şiddetin de bireye yönelik fiziksel güç kullanılması olarak tanımlandığı kabul edilmektedir. 5237 sayılı Kanun’un 265 inci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan cebir öğesi, görevini yerine getirmeye çalışan kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır.
Mağdur ve katılanın mahkemede alınan beyanları, sanığın annesi olan tanık Y.B. anlatımları ve dosyadaki diğer olgular itibari ile; Sanığın, kız kardeşine şiddet uyguladığı ihbarı üzerine eve gelen polis memurlarının, kardeşini götürmelerine engel olmak için cebinden çıkardığı bıçağı kendi boğazına dayadığı, akabinde annesi ve polis memurlarının iknası üzerine ekip otosuna bindirildiği olayda, sanığın görevli polis memurlarına yönelik herhangi bir cebir eyleminin bulunmadığı, bunun dışında direnme suçunun tehdit unsurunu oluşturacak başka bir eylemden de bahsedilmediği anlaşılmakla, yasal unsurları itibariyle oluşmayan suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür
Kabule göre ise,
Sanığın eylemini, tek bir fiil ile birden fazla kişiye karşı işlemiş olması nedeni ile hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetli bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Adana 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.02.2016 tarihli, 2015/229 Esas, 2016/73 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.04.2023 tarihinde karar verildi.