YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4261
KARAR NO : 2023/170
KARAR TARİHİ : 23.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Mazıdağı Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.03.2016 tarihli kararının, müşteki vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
Müşteki … 19.09.2014 tarihli talimat duruşmasında sanıklardan … ve …’dan şikâyetçi olup sanıklar …, …, …’den şikâyetçi olmadığını davaya katılmak istemediğini beyan etmiş, katılan vekili 11.06.2015 tarihli celsede tüm sanıklar hakkında şikâyetçi olup davaya katılma talebinde bulunmuşsa da sanıklar …, …, … hakkındaki şikâyetten vazgeçmeden geri alınamayacağından bu sanıklar yönünden müştekinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır.
5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanıklar hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı tespit edilmiştir.
Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305
maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Mazıdağı Cumhuriyet Başsavcılığının 04.07.2015 tarihli iddianamesiyle sanıklar hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan 5237 satılı Türk ceza Kanun’un (5237 sayılı Kanun) 154 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle dava açılmıştır.
2. Mazıdağı Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.03.2016 tarihli kararı ile sanıklar … ve … hakkında hakkı olmayan yere tecavüz etme suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı, sanıklar …, …, … hakkında hakkı olmayan yere tecavüz etme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince düşme kararları verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz istemi dosya içinde mevcut … raporundan da anlaşılacağı üzere sanıkların katılana ait taşınmaza tecavüz ettiği hususunun sabit olup sanıkların cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanıkların katılana ait 337 numaralı parsele komşu olan parsellerin sahipleri olup, kullanımlarındaki tarlalarını genişleterek 337 numaralı parsele tecavüz ettikleri iddiasına ilişkindir.
2. Katılan, Mazıdağı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/37 Esas sayılı dosyasıyla 337 numaralı parselin tapu kaydının düzeltilmesi için sanıklar hakkında dava açmış, dava reddedilmiş 06.05.2013 tarihinde karar kesinleşmiştir. Mahkemesince yapılan keşifte alınan teknik bilirkişi raporunda 337 numaralı parselin zeminde kullanılan 33.561,05 metrekaresi (m²) gösterilip, artan 14438.95 m²’de krokide gösterilmiş, dinlenen mahalli bilirkişiler söz konusu taşınmazların sınırlarında geçmişten günümüze kadar herhangi bir değişiklik olmadığını beyan etmişlerdir.
3. Kolluk olay yerinde inceleme yapmış katılana ait tarlanın çevresinde komşu tarlalarla sınırını ayıran taşlarla belirlenmiş sınırların mevcut olduğunu, bu sınırlara herhangi bir tecavüzün ve ihlalin olmadığını sınır taşlarının yerinde olduğunu tarlası olan şahısların kendi sınırların ekip biçtiklerini belirtir tutanak tutmuştur.
4. Sanıklar savunmalarında suça konu yere 40 yıl önce kadastro geldiğini sınırların belirlendiğini, herkesin sınır taşlarını koyduğunu eskiden beri belirlenen sınırlar içinde kendilerine ait taşınmazları kullandıklarını beyan etmişlerdir.
5. Mahkemece keşif yapılmış alınan teknik bilirkişi raporunda sınır ihlalinin 336 ve 137 parsel tarafında olduğunu bildirilmiştir. 336 numaralı parselin sanık … adına 137 numaralı parselin Maliye Hazinesi adına kayıtlı olduğu görülmüştür.
IV. GEREKÇE
1.Müşteki … 19.09.2014 tarihinde sanıklar …, …, …’den şikâyetçi olmadığını beyan etmiş olup, şikâyetten vazgeçme geri alınmayacağından bu sanıklar yönünden müştekinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılanın sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanıklar hakkındaki hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla müşteki vekilinin bu sanıklar yönünden yaptığı temyiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Sanık …’ın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 154 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 13.11.2014 tarihli sorgu tarihi olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
3. Dava dosya kapsamında alınan … bilirkişi raporunda sanık …’ın suça konu 337 numaralı parsele tecavüz ettiğine ilişkin bir tespit bulunmadığı anlaşıldığından mahkemece verilen kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
A. Müşteki vekilinin sanıklar …, …, … hakkında verilen hükümler yönünden temyiz isteminin incelenmesinde;
Gerekçe bölümünü (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle müşteki … vekilinin sanıklar …, …, … hakkındaki temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan vekilinin sanık … hakkında verilen hüküm yönünden temyiz isteminin incelenmesinde;
Gerekçe bölümünde (2) açıklanan nedenle Mazıdağı Asliye Ceza Mahkemesinin, sanık … hakkındaki hükmünün 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
C. Katılan vekilinin sanık … hakkında verilen hüküm yönünden temyiz isteminin incelenmesinde,
Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Mazıdağı Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.03.2016 kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.01.2023 tarihinde karar verildi.