YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/5228
KARAR NO : 2023/3145
KARAR TARİHİ : 10.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İftira
HÜKÜM : Ceza verilmesine yer olmadığına
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kargı Cumhuriyet Başsavcılığının 17.04.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında katılanlar ve mağdurlara karşı farklı zamanlarda iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Kargı Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2015/78 Esas, 2016/120 Karar sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı iftira suçu sabit olarak kabul edilerek; sanığın 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında akıl hastası olduğu, cezai ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına kararı verilmiştir. 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci fıkrası ve 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında güvenlik tedbiri olarak yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği;
Sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına kararı verildiği gözetilerek yargılama giderlerinin Hazine üzerine bırakılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın husumetli olduğu katılanlar ve mağdurlar hakkında çok kez çeşitli kurumlara dilekçe ile veya BİMER’e yazmak suretiyle, isnat ettiği olguların katılan ve mağdurların gerçekleştirmediğini bildiği halde katılan ve mağdurlar haklarında adli soruşturma başlatılması ve yaptırım uygulanması maksadıyla hukuka aykırı fiil isnat etmesine ilişkindir.
2. Mağdurlar ve katılanlar hakkında sanığın isnat ettiği fiillere ilişkin Kargı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 16.04.2015 tarih, 2015/8 soruşturma sayılı kararı ile ayrı ayrı kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
3. Samsun Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi tarafından düzenlenen 21.04.2016 tarihli sağlık kurulu raporunda, sanığın 20.12.2014 tarihinde işlediği isnat edilen “iftira” fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacak durumda olduğu, bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli ölçüde azaldığı 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesinin birinci fıkrasından yararlanacağı tespit edilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yargılama giderleri 5271 sayılı Kanun’un 324 ile 330 uncu maddeleri arasında düzenlenmiş olup, anılan Kanun’un 324 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanın yürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar ve taraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir” şeklindeki düzenleme ile yargılama giderlerinin kapsamı, “sanığın yükümlülüğü” başlıklı 325 inci maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan; “Cezaya veya güvenlik tedbirine mahkûm edilmesi hâlinde, bütün yargılama giderleri sanığa yüklenir” şeklinde sanığın sorumluğunun kapsamı belirlenmiştir. İnceleme konusu davada usul ve yasaya uygun olarak sanık hakkında güvenlik tedbirine hükmolunduğu anlaşılmıştır. Bu nedenlerle sanık aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin diğer temyiz sebepleri de yerinde görülmemekle, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Kargı Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2016 tarihli ve 2015/78 Esas, 2016/120 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.05.2023 tarihinde karar verildi.