Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2021/9770 E. 2023/3482 K. 22.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9770
KARAR NO : 2023/3482
KARAR TARİHİ : 22.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocukları dilencilikte araç olarak kullanma
HÜKÜM : Beraat

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 13.01.2016 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında Çocukları dilencilikte araç olarak kullanma suçundan kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul Anadolu 39.Asliye Ceza Mahkemesinin 14.07.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında Çocukları dilencilikte araç olarak kullanma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Mağdur vekilinin temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, cadde üzerinde yoldan geçen vatandaşlardan para isteyerek dilendiği görülen mağdurun, babası olan sanık tarafından dilencilikte araç olarak kullanıldıkları iddiasına ilişkindir.

IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun’un 229 uncu maddesinde düzenlenen dilencilik suçunun hareket unsuru “çocukları, beden veya ruh bakımından kendini idare edemeyecek durumda bulunan kimseleri dilencilikte araç olarak kullanma” olarak belirlenmiştir. Failin, çocuğu veya bedenen ya da ruhen kendisini savunamayan bir kişiyi, araç olarak kullanıp kullanmadığı hususu, dilenme anında dilenen kişinin ve dilencilikte araç olarak kullanılan kişilerin konumları, birbirlerine yakınlıkları, dilenen kişi ile dilencilikte araç olarak kullanılan kişinin hangi konumda bulunduğu ve sair hususlar bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Araç olarak kullanma deyiminden, suçun konusunu oluşturan kimselerin, muhatabın (menfaat talep eden kişi) algılayabileceği bir şekilde beraberinde (yanında, elinden tutarak veya sırtında v.s.) ya da muhatabın görebileceği bir yerde bulundurmak anlaşılmalıdır.
Yukarıda yazılı bilgiler ışığında, dava konusu olayda; sanığın savunması, mağdurun beyanı ve kolluk tutanağına göre sanığın, dilenme sırasında mağdurun yanında bulunmadığının anlaşılmasına göre sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre mağdur vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.07.2016 tarihli kararında mağdur vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden mağdur vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2023 tarihinde karar verildi.