Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2022/3072 E. 2023/5505 K. 03.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3072
KARAR NO : 2023/5505
KARAR TARİHİ : 03.07.2023

B O Z M A Ü Z E R İ N E

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/95 E., 2022/312 K.
SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 06.10.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.
2. İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2016 tarihli kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 19.01.2022 tarihli ve 2020/18368 Esas, 2022/945 Karar sayılı kararı ile eksik araştırma nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma üzerine, İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi somut bir nedene dayanmamaktadır.

III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, sanığın hırsızlık suçu şüphelisi olarak yakalanması üzerine mağdurun kimlik bilgilerini kullandığı iddiasına ilişkindir.

IV. GEREKÇE

1. Sanığın, 23.10.2014 günü hırsızlık suçu şüphelisi olarak yakalandığı, yakalandığında kendi kimlik bilgilerini gizleyerek mağdura ait kimlik bilgilerini kullandığı, bu adla bir … süreyle göz altına alındığı, İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 2014/108 sorgu numarasıyla adli kontrol hükümlerinin uygulanılmasına karar verildiği ve hakkında hırsızlık suçundan dava açıldığı, dava devam ederken gerçek mağdurun alınan ifadesinden yola çıkılarak sanığa ulaşıldığı ve sanığın bu davada tanık olarak alınan ifadesinde suçunu ikrar etmesi üzerine mağdur hakkında beraat kararı verilerek sanık hakkında suç duyurusunda bulunulduğu anlaşılmıştır.
2. Sanığın mağdurun kimlik bilgilerini kullanmasına sebep olan hırsızlık suçundan hakkında dava açıldığı ve bu davanın İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/246 Esas sayılı dosyasında görüldüğü, yapılan yargılama sonucunda sanığın 6 yıl 3 ay hapis cezası aldığı ve hükmün Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği tespit edilmiştir.
3. Tüm dava dosyası kapsamından, sanığın üzerine atılı suçun sabit olduğu belirlenmiştir.
4. Sanığın, mağdurun kimlik bilgilerini kullanması sonucunda mağdur hakkında İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 2014/108 sorgu numarasıyla adli kontrol hükümlerinin uygulanılmasına karar verildiği anlaşılmış olmakla, sanığın cezasında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin üçüncü fıkrası uygulanmayarak eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
5. Sanığın, mağdurun hırsızlık suçundan yargılanmasına sebep olduğu İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/1443 Esas sayılı dosyasının 24.03.2015 tarihli celsesinde tanık sıfatıyla alınan ifadesiyle iftiradan döndüğü anlaşıldığından, hakkında 5237 sayılı Kanun’un 269 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
6. Anayasa Mahkemesi’nin, 02/08/2022 … ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 21/04/2022 … ve 2020/87 esas, 2022/44 sayılı kararı ile; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibaresinin “…seri muhakeme usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında, sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdi edilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2022 tarihli kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası gereğince kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2023 tarihinde karar verildi.