YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3489
KARAR NO : 2022/13535
KARAR TARİHİ : 04.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Hükmün gerekçesinde zorla ve tehditle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan bahsetmesine karşın hüküm fıkrasında uygulama maddesinin TCK.nın 109/2. maddesi yerine aynı Yasanın 106/2. olarak gösterilmiş ise de devamında doğru artırım ve indirim maddelerinin yazılması nedeniyle bu hatanın yazım hatası olduğu kabul edilerek mahallinde düzeltilmesi mümkün görüldüğünden bozma sebebi yapılmamıştır.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, sanık müdafinin, sanığın suç işlemediğine, mağdurun beyanları doğrultusunda hüküm kurulduğuna, olayda mağdurun rızası olduğuna, suçun sübut bulmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, katılan vekilinin ise takdiri indirim maddesinin uygulanması şartlarının oluşmadığına yönelik temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 04.10.2022 gününde Üye …’in karşı oyu nedeni ile oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Ayrıntılı gerekçesi 07.04.2022 tarih ve 2019/7468 Esas, 2022/5795 Karar sayılı kararımızın gerekçesinde açıklandığı üzere, “01.10.2001 doğumlu olup, suç
tarihinde 13 yaş içerisinde bulunan mağdur ile sanığın sosyal paylaşım sitesi üzerinden tanıştıkları, sonra sanığın katılan mağdura sürekli olarak mesaj göndermeye başladığı, olay günü de sanığın katılan mağduru cep telefonuyla arayıp görüşmek istediğini söylediği, katılan mağdurun önce kabul etmediği ardından sanığın gelmediği takdirde sosyal medya hesabındaki bütün mesajları babasına göstereceğini söyleyerek şantajda bulunması üzerine katılan mağdurun korkup görüşmeyi kabul ettiği, sanığın aracıyla gece saat 01.30 sıralarında katılan mağdurun evinin önüne geldiği, saat 02.00’da katılan mağdurun sanığın aracına önce binmek istemediği, ardından sanığın zorlaması üzerine bindiği, katılan mağdurun sanığa fazla uzaklaşma demesine rağmen sanığın aracı çarşı merkezine doğru sürdüğü, bu sırada katılan mağduru, annesinin cep telefonuyla arayıp eve dönmesini istediği, katılan mağdurun sanığa kendisini eve bırakmasını söylediği halde önce sanığın umursamadığı, yaklaşık 10 dakika sonrada sanığın katılan mağduru evinin önüne bıraktığı olayda, sanığın katılan mağdura yönelik dışa yansıyan suç teşkil edecek nitelikte cinsel içerikli bir söz veya davranışta bulunmadığı, TCK.nın 109/5. maddesindeki cinsel amaç ifadesinin çok geniş yorumlamaya müsait muğlak bir kavram olduğu, ceza içeren düzenlemelerin TCK.nın 2. maddesinde düzenlenen kanunilik ilkesi gereği dar yorumlanması gerektiği, 06.10.2015 tarih ve 2013/788 Esas, 2015/306 Karar sayılı Ceza Genel Kurulu karanında da belirtildiği üzere “cinsel amaç kavramının dışa yansıyan cinsel içerikli davranışlar” olarak yorumlanması gerektiği bunun hukuk devletinin ve kanunilik ilkesinin gereği olduğu, ceza içeren hükümlerin dar yorumunun kanunilik ilkesi güvencesine ve ceza adaletine de uygun olacağı, sanığın olay öncesi veya sırasında cinsel içerikli herhangi bir söz veya davranışta bulunmaksızın katılan mağduru şantajla zorla araca bindirmekten ve bilahare mağdurun ısrarları karşısında tekrar evine getirip bırakmaktan ibaret eyleminde, arkadaşlık ilişkisini devam ettirmeye ikna dışında cinsel amaçla hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı halde, sanık hakkında tayin edilen cezanın 109/5. maddesi gereğince artırılması hukuka aykırı olacağından, TCK.nın 109/5. maddesinin uygulanması gerektiğine yönelik çoğunluk görüşüne katılmadığımı saygıyla arz ederim. 04.10.2022