Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2022/3546 E. 2023/5494 K. 03.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/3546
KARAR NO : 2023/5494
KARAR TARİHİ : 03.07.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Mala zarar verme, 6136 sayılı Kanun’a aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık …’un yokluğunda verilip 12.10.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 02.12.2015 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı yapılan ön incelemede tespit edilmiştir.
Karar tarihinde cezaevinde bulunan sanık …’ın yüzüne karşı tefhim edilen 18.09.2015 tarihli hükmün yasa yolu bildiriminde, 5271 sayılı Kanun’un 263 üncü maddesine göre sanığın bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile kararı temyiz edebileceğinin belirtilmemesi nedeniyle, tebligatın usulsüz olduğu göz önüne alınarak sanığın temyiz isteminin süresinde olduğu yapılan ön incelemede tespit edilmiştir.

Sanıklar …, … ve … hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1-Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının 12.12.2012 tarihli iddianamesiyle sanıklar …, … ve … hakkında korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 170 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi, mala zarar verme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 151 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılmaları, sanıklar … ve … hakkında 6136 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası, 54, 63 ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davaları açılmıştır.
2.Gebze 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.09.2015 tarihli kararı ile sanıklar … ve … hakkında mala zarar verme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 151 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrası uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, sanık … hakkında mala zarar verme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 151 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrası uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerürrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına, sanıklar … ve … hakkında 6136 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ve 900 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık …’nin temyiz istemi verilen cezanın beraate çevrilmesine ilişkindir.
2.Sanık …’un temyiz istemi olayın kendisiyle alakalı olmadığına ilişkindir.
3.Sanık …’ın temyiz istemi olayla alakası olmadığına, bunu şahitleriyle ispatladığına, emniyet yetkililerinin olayın faillerini yakalayamadıkları ve kendisiyle de tartışıp darp ettikleri için suçu üstüne attıklarına vesaireye ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Sanık …’nin husumetli olduğu … ve … isimli şahısların evine silahla ateş etmeye karar verdiği, bu amaçla yanına diğer sanıklar … ve …’u da alarak sanık …’ın kullandığı araçla … ve …’in evine doğru yola çıktıkları, sanık …’nin yanına av tüfeğini, sanık … ve …’un yanlarına tabancalarını aldığı, müştekilerin evine giden sanıklar … ve …’un yanlarındaki tüfek ve tabancalarla müştekilerin evine doğru ateş ettikleri, müştekilerin evlerinin kapı ve pencerelerinin zarar gördüğü, sanıkların geldikleri araçla olay yerinden kaçtıkları, kolluk güçlerinin aracı kovalayıp Esas No : 2022/3546

yakaladıkları, sanıklar … ve …’un araçtan inerek kaçtıkları, sanıklar … ve …’in araç içinde yakalandıkları sanık …’in olayda kullandığı av tüfeğinin araç içinde ele geçtiği, sanıklar … ve …’ın çevrede bulunan bir evin kömürlüğüne saklandıkları kolluk görevlilerince yakalandıkları, saklandıkları yerin bahçesinde bu sanıkların olayda kullandıkları ruhsatsız tabancaların bulunduğu, olay yerinden elde edilen bir adet av tüfeği fişeği kovanı ve 8 adet mermi kovanının sanık …’de ele geçen av tüfeğinden ve sanıklar … ve …’tan ele geçen tabancalardan atıldıklarının kriminal polis laboratuvarından alınan ekspertiz raporları ile belirlendiği, ayrıca şüphelilerde ele geçirilen tabancaların 6136 sayılı Kanun kapsamındaki silahlardan olduğunun raporlarda belirtildiği, sanıkların korku ve kaygı ve panik yaratacak şekilde silahlarla müştekilerin evine zarar vermek için ateş ettikleri ve olayda kullandıkları silahların 6136 sayılı Kanun’a muhalif silahlar olduğu iddiasına ilişkindir.

IV. GEREKÇE
1.Sanıklar …, … ve … hakkında mala zarar verme suçundan verilen hükümlerin temyiz incelemesinde;
Sanık … ile … ve … isimli kişilerin arasında husumet bulunması sebebiyle sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde olay tarihinde mağdurların evine silahla ateş edip zarar verme şeklinde gelişen eylemlerinin, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenen silahla tehdit suçunu ve 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince mala zarar verme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı uyarınca daha ağır cezayı gerektirmesi nedeniyle sanıklar hakkında sadece mala zarar verme suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Sanıklar … ve … hakkında 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçundan verilen hükümlerin temyiz incelemesinde;
Anayasa Mahkemesinin, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 sayılı kararı ile; 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibaresinin “…seri muhakeme usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında, sanıklar hakkında 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdii edilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle sanıklar hakkında ilk derece mahkemesinin verdiği hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
1.Sanık …’un yokluğunda verilip 12.10.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten

sonra 02.12.2015 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, sanık …’un temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gebze 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.09.2015 tarihli kararlarına yönelik sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 326/son ve 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2023 tarihinde karar verildi.