Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2022/6156 E. 2023/66 K. 17.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/6156
KARAR NO : 2023/66
KARAR TARİHİ : 17.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 21.03.2013 tarihli ve 2012/1319 Soruşturma, 2013/762 Esas sayılı iddianamesi ile sanıklar hakkında kasten yaralama ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 109 uncu

maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (b) bendi ve 29 uncu maddeleri uyarınca dava açılmıştır.
2. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.07.2013 tarihli ve 2013/139 Esas, 2013/344 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kasten yaralama suçunun 5237 sayılı Kanun’un 42 nci maddesi uyarınca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurunu oluşturduğu ve sanıkların kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu açısından da kasıtlarının bulunmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beraat kararı verilmiştir.
3. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.07.2013 tarihli ve 2013/139 Esas, 2013/344 Karar sayılı kararının katılan vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 18.11.2021 tarihli ve 2021/12989 Esas,2021/21242 Karar sayılı kararı ile;
“Katılanın tüm aşamalardaki istikrarlı beyanları ve bu beyanı destekleyen … ve …’nun ifadeleri, doktor raporu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığından alınan sinyal bilgileri ve tüm dosya kapsamına göre, 01.10.2010 günü gece saat 01.00 sıralarında, sanıklardan … ve …’in kızkardeşleri … …’in ikametinden kaçırılması olayına iştirak eden katılanın, olayla ilgili karakola ifade vermek üzere aynı … saat 19.00-19.30 sıralarında arkadaşı …’in motosikleti ile giderken, sanıkların motosikleti durdurarak önlerine geçtiği, katılanı zorla motosikletten indirerek kendilerine ait araca bindirdikleri ve ormanlık bir alana götürüp darp etmek suretiyle basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaraladıkları, akabinde katılanı Kızıldağ-Beydiğin yol ayrımına varmadan … devriye aracıyla gelen … … Karakol komutanı …’e teslim ettikleri olayda, katılanın, sanıklar … ve …’nin kızkardeşi … …’in kaçırılması olayına iştirak ettiği gerekçesiyle … 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından cezalandırılmasına karar verildiği ve bu kararın da kesinleştiği dikkate alınarak, sanıklar … ve …’in kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemini katılandan kaynaklanan haksız fiile duydukları öfkenin etkisi ile haksız tahrik altında işledikleri anlaşıldığından, TCK’nın 109/2, 109/3-b, 29. maddeleri; kaçırılan … … ile herhangi bir akrabalık bağı bulunmayan sanıklar … ve …’in ise TCK’nın 109/2, 109/3-b madde ve fıkraları gereğince cezalandırılmaları yerine, yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.09.2022 tarihli, 2021/1235 Esas, 2022/1080 Karar sayılı kararı ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanıklar … ve … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi ve 62 nci maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ve hak yoksunluklarına; sanıklar … ve … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi, 29 uncu, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanıklar …, …, … ve … müdafiilerinin temyiz sebepleri;
1. Zamanaşımı süresinin dolduğuna,
2. …’in olay yerinde olmadığına ve katılanın doktor raporları arasında çelişki bulunduğuna,
3. …, … ve …’in suç kastlarının bulunmadığına, suçun bu sanıklar yönünden oluştuğunun kabulü halinde ise 5237 sayılı Kanun’un 110 uncu maddesinde düzenlenen etkin

pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
B. Katılan vekilinin temyiz sebepleri;
1. Sanıklar … ve … hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine,
2. Tüm sanıklar yönünden takdiri indirim nedenlerinden indirim yapılmaması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, katılan …’in kız kaçırma olayının hemen akabinde ifade için … karakoluna gittiği sırada sanıklar tarafından önünün kesilerek kaçırılıp darp edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Katılan aşamalarda, ağabeyinin kız kaçırma olayına adının karışması nedeniyle ifade vermek üzere M.A.’nın motosikleti ile karakola giderlerken … mevkiine geldiklerinde yolun Kızıldağ köylüleri tarafından kapatılmış olduğunu gördüklerini, …, …, … ve …’ın kendisini zorla motordan indirerek ve itekleyerek bir minibüse bindirdiklerini, araç içerisinde kafasına çuval geçirip ellerini bağladıklarını, bir süre darp ettiklerini, jandarmadan telefon gelince kendisini teslim etmeye karar verdiklerini ifade etmiştir.
3. Tanık M.A. aşamalarda, olay günü kız kaçırma meselesi yüzünden komşusu olan katılanın ifadeye çağrılması nedeniyle Sağırın köyündeki yayladan katılanı motosikleti ile alarak karakola götürmek üzere yola çıktığını, Sağırın köyüne yaklaşık 3-4 km kala … mevkiinde önlerinin …, … ve … isimli şahıslar tarafından kesildiğini ve bu şahısların katılanı zorla motorundan indirerek bir minibüse bindirdiklerini, akabinde kendisinin hemen olayı köy muhtarına haber verdiğini ifade etmiştir.
4. Olay tarihinde Sağırın Köyü muhtarı olan tanık N.D. aşamalarda, olay günü tanık M.A.’nın kendisini telaşlı bir şekilde arayarak katılanı ifade vermesi için karakola götürdüğü sırada önlerinin Kızıldağ köylüleri tarafından kesildiğini ve katılanı zorla bir araca bindirerek götürdüklerini haber vermesi üzerine hemen durumu … … Karakol komutanını arayarak bildirdiğini ifade etmiştir.
5. Olay tarihinde … Karakol komutanı olan tanık H.Ş. kovuşturma aşamasında, olay günü sanık …’in kendisini arayarak kızı kaçıran şahsın kardeşini yakaladıklarını belirtmesi üzerine infiale neden olmadan bu şahsı kendisine teslim etmeleri gerektiğini söylediğini, sanık … ile irtibat kurarak katılanı teslim aldığını ifade etmiştir.
6. Sanıklar …, … ve … aşamalarda, katılanın … … isimli şahsı kaçırması nedeniyle Sağırın Köyü girişinde kalabalık bir topluluğun katılanı darp edecek olmalarından dolayı bunu engellemek maksadıyla katılanı kendi araçlarına bindirdiklerini ve sonra da karakol komutanına teslim ettiklerini belirtmişlerdir.
7. Serik Devlet Hastanesi Başhekimliğinin 02.10.2010 tarihli 01.15 muayene saatli raporunda darp cebir izi olmadığı belirtilmesine karşın … Devlet Hastanesi Baştabipliğinin 02.10.2010 tarihli 18.47 muayene saatli raporuna göre basit tıbbi müdahale ile giderilir şekilde yaralandığının tespit olunduğu belirlenmiştir.
8. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek gereklerinin yerine getirildiği belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanıklar Müdafiilerinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Zamanaşımına Yönelik
Suç tarihinin 02.10.2010 olduğu gözetildiğinde, uygulama maddelerine göre 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı

maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sanıkların eylemlerinin 22 yıl 6 ay olağanüstü dava zamanaşımı süresine tabi olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin bu hususa ilişkin temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Etkin Pişmanlık Hükümlerine Yönelik
5237 sayılı Kanun’un “Etkin pişmanlık” başlıklı 110 uncu maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Yukarıdaki maddede tanımlanan suçu işleyen kişi, bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde … bırakacak olursa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.”
şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda tanık M.A., arkadaşının sanıklar tarafından motosiklete zorla bindirilmesinden hemen sonra köy muhtarını arayarak olayı haber vermesi üzerine köy muhtarı N.D. durumu … Karakol komutanı olan tanık H.Ş.’yi arayarak bildirmiştir.
5237 sayılı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı ikinci maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan birinci fıkrasının (e) bendine göre;
“Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi” ifade eder.
Sanıkların katılana yönelik eylemi devam ederken olay, karakol komutanı H.Ş.’ye intikal etmiştir. Karakol komutanının olayı haber alması ile birlikte soruşturma başlamıştır. Öte yandan sanıklar katılanı kendiliğinden … bırakmayıp, karakol komutanı H.Ş.’nin irtibat kurması ile katılanın teslimini gerçekleştirmişlerdir. Bu husus, tanıklar H.Ş. ve H.Ç.’nin beyanları ile de sabittir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun’un 110 uncu maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına ilişkin koşulların oluşmadığı anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. …’in Olay Yerinde Olmadığına ve Doktor Raporunda Çelişki Bulunduğuna Yönelik
a) Mağdurun aşamalardaki istikrarlı anlatımları ve bu anlatımları doğrulayan tanık M.A.’nın beyanları ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığının cevabi yazısı ekinde yer … sinyal bilgisi kayıtlarına göre, sanıklar müdafiinin …’in olay yerinde bulunmadığına dair temyiz sebebi reddedilmiştir.
b) 5237 sayılı Kanun’un “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” başlıklı 109 uncu maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan ikinci fıkrası şu şekildedir;
“Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”
Madde metninde geçen “cebir” fiziki zor kullanmak anlamına gelmektedir. Cebrin eylemin devamı süresince uygulanması gerekmeyip mağdurun başlangıçtaki direncini kırmak için elverişli olması yeterlidir. Cebir, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun failine direnç gösteren, onun tarafından hürriyetinden yoksun kılınmasına … göstermeyen suç mağduruna karşı, direncini kırmak amacıyla işlenmiş olmalıdır. 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen cebir kullanmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun gerçekleşebilmesi için mağdurun yaralanması gerekmeyip fiziken zorlanması yeterlidir. Somut olayda, katılanın motosikletten zorla indirilip minibüse bindirilmesi eyleminde uygulanan fiziki güç katılanın başlangıçtaki direncinin kırılması için elverişli olmuştur. Katılanın araç içerisinde darp edildiğine ve yaralandığına ilişkin iddiaları, eylemin temadi ettiği sırada gerçekleştiğine ilişkindir. Dolayısıyla somut olayda 5237 sayılı

Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında cebre ilişkin unsurun, katılanın araca bindirilmesi sırasında oluştuğu katılanın aşamalardaki istikrarlı anlatımları ve tanık beyanları ile sabit olduğu anlaşıldığından, sanıklar müdafiinin dosya içerisinde mevcut doktor raporlarına ilişkin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Haksız Tahrik Hükümlerinin Uygulanmasına Yönelik
Sanık …’in kız kardeşi, sanık …’in ise amcasının kızı olan … …’in katılan ve diğer bir kısım sanıklar tarafından kaçırılması olayına ilişkin … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.12.2011 tarihli ve 2010/603 Esas, 2011/448 Karar sayılı kararı ile katılanın 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (b) bendi ve beşinci fıkraları ile 62 … maddesi uyarınca 5 yıl 15 ay cezalandırılmasına karar verildiği belirlenmiştir.
… … ile aralarında akrabalık bağı bulunan sanıklar … ve …’in, alıkoyma fiilinin meydana getirdiği öfkenin etkisi ile haksız tahrik altında atılı suçu işledikleri anlaşıldığından, haksız tahrik hükümlerinin bu sanıklar yönünden uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Takdiri İndirim Nedenlerinin Uygulanmasına Yönelik
5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin “Takdiri indirim nedenleri” başlıklı 62 nci maddesinin, inceleme konusu ile ilgili ikinci fıkrası;
“…
Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir. Takdiri indirim nedenleri kararda gösterilir.”
şeklinde düzenlenmiştir.
Yargıtay Ceza Kurulunun 31.01.2012 tarihli ve 2011/4-77 Esas, 2012/4 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, “ceza hukukumuz, cezayı azaltıcı takdiri indirim nedenlerinin bir olayda var olup olmadığını ve nelerin cezayı azaltıcı takdiri indirim nedenleri olarak kabul edilebileceği konularını, hâkimin mutlak takdirine bırakmış olup, nelerin bu kavrama gireceğini sınırlayıcı biçimde sayıp göstermeyerek ‘… takdir’ sistemini benimsemiştir. … takdir sisteminde, cezayı azaltıcı takdiri indirim nedenlerinin varlığını kabul ve değerlendirme yetkisi, tamamen hâkime ait bir haktır. Takdir sübjektif bir değerlendirme olduğuna göre, bunu davayı yöneten hâkimden daha iyi bulup çıkaracak bir kimse olamaz. Zira suç, suçlu ve bununla ilgili her türlü delille, özellikle tanıklarla karşı karşıya olan, duruşmayı yönetmekle bunlarla doğrudan doğruya temas halinde bulunan hâkimin, ilgili davada cezayı azaltıcı takdiri indirim nedenlerinin var olup olmadığını en iyi şekilde değerlendireceğinin kabulü gerektiği gibi, dosya kapsamına göre, makul olmayan veya yerinde kullanılmayan hâkimin bu husustaki takdir hakkının Yargıtay tarafından denetleneceği de kuşkusuzdur. Bu hak kullanılırken gösterilen gerekçenin makul olması, hukuk kurallarını zedelemeyecek, yasaların maksat ve amacına aykırı düşmeyecek, vicdanları rahatsız etmeyecek bir nitelik taşıması gerekir.”
Somut olayda, “cezanın sanıkların geleceği üzerindeki olası etkileri” göz önünde bulundurularak sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia

ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.09.2022 tarihli, 2021/1235 Esas, 2022/1080 Karar sayılı kararında katılan vekili ve sanıklar müdafiince ileri sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekili ve sanıklar müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2023 tarihinde karar verildi.