YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/420
KARAR NO : 2023/2309
KARAR TARİHİ : 13.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanıktan şikayetçi olmayan mağdur dışındaki tarafların temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilerek gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 06.06.2006 tarihli iddianamesi ile temyiz dışı sanıklar ile sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (f) bentleri, beşinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.11.2006 tarihli kararı ile sanık … hakkında atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü, 63 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
3. Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.11.2006 tarihli kararının Cumhuriyet savcısı ve sanık … müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 04.06.2007 tarihli ve 2007/3445 Esas, 2007/4322 Karar sayılı ilamı ile kararın “CMK.nun 219/1. maddesine aykırı olarak esaslı işlemlerin yapıldığı, savunmaların ve Cumhuriyet savcısının esas hakkında mütalaasının yer aldığı 02.11.2006 günlü oturuma ait duruşma tutanağının 1,2,3 ve 4. sayfalarının zabıt katibi tarafından imzalanmaması,
CMK.nun 234/2. maddesinin amir hükmü gereğince onsekiz yaşını doldurmadığı ve vekilinin de bulunmadığı anlaşılan mağdure …’e istemi aranmaksızın bir vekil atanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Hazırlıktaki anlatımları arasında farklılıklar bulunan mağdurenin dinlenmesinden sonra sanıkları suçlarının sübutunun ve niteliklerinin belirlenmesi gerektiğinin nazara alınmaması” nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin bozma kararı sonrası, Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.12.2008 tarihli kararı ile, sanık … hakkında atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
5.Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.12.2008 tarihli kararının sanık … müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 28.03.2013 tarihli ve 2011/9286 Esas, 2013/3563 Karar sayılı ilamı ile kararın “Mağdurenin aşamalardaki anlatımları, sanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre; kendi rızası ve isteği ile sanıkla birlikte Kuşadası’ndan Germencik’e giden ve bir evde sanıkla birlikte kalan mağdurenin, geceleyin yanına gelip cinsel istismar eyleminde bulunan sanığa karşı koyduğu, bu olayın sona ermesinden sonra da isteğiyle aynı yerde kalmaya devam ettiği dikkate alınarak, hürriyetten yoksun kılma eyleminin zorla işlendiğini kabule yetecek delil bulunmadığı halde, sanık hakkında TCK.nın 109/1, 3-f ve 5. madde ve fıkralarıyla mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,” hukuka aykırı görülerek bozulmasına karar verilmiştir.
6. Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin bozma kararı sonrası, Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.11.2013 tarihli kararı ile, Mahkemenin bozma öncesinde verilen 25.12.2008 tarihli kararında direnilmesine karar verilerek sanık … hakkında atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü, 63 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
7. Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.11.2013 tarihli kararının sanık … müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 30.05.2017 tarih, 2017/419 Esas, 2017/2945 Karar sayılı ilamı ile “Dairemizin 28.03.2013 gün ve 2011/9286 Esas, 2013/3563 sayılı bozma kararı usul ve kanuna uygun olup ilk derece mahkemesince anılan ilama yönelik kurulan 26.11.2013 gün ve 2013/357 Esas, 2013/453 Karar sayılı direnme ilamında belirtilen gerekçeler yerinde görülmediğinden Reddiyle, 6763 sayılı Kanunun 38. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 10. maddenin üçüncü bendine istinaden anılan direnme kararıyla ilgili hüküm kurulmak üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulunca incelenmesi için Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,” karar verilmiştir.
8. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05.04.2022 tarih, 2017/(Kapatılan)14-855 Esas, 2022/235 Karar sayılı kararı ile Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.11.2013 tarihli direnme kararının “Cumhuriyet savcısından esas hakkındaki görüşü alınmadan ve hazır bulunan sanık müdafiisine esasa ilişkin savunmasını yapma imkânı vermeden yargılamanın bitirilmesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin” bozulmasına karar verilmiştir.
9. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05.04.2022 tarihli bozma kararından sonra Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.10.2022 tarihli kararı ile sanık … hakkında atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü, 63 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
10. Söz konusu hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz isteği, sanığın üzerine atılı suç bakımından dava zamanaşımı süresinin dolduğuna, mağdurun rızasının bulunduğuna, suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığına ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
2. Mağdur vekilinin temyiz isteği, sanığın üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
3. Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz isteği, sanığın üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca, sanık hakkında tayin edilen hapis cezasından indirim yapılmaması gerektiğine ve lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, kendi rızası ile Kuşadası’ndan sanık ile Germencik’e giden bir evde kalan mağdurun gece vakti sanık tarafından cinsel istismara uğramasından sonra sanıkla aynı evde kalmaya devam etmesi ve mağdurun ailesinin ihbarı sonrası soruşturma başlatan kolluk görevlilerin mağduru aynı evde bulması şeklinde gerçekleşen olayda sanığın 15 yaşından küçük olması nedeniyle rızasına itibar edilmeyen mağdurun hürriyetini cinsel amaçla kısıtladığı iddiasına ilişkindir.
2. Mağdur ile sanık …’ın yapılan araştırma sonucu aynı evde bulunmalarına ilişkin kolluk tarafından 03.02.2006 tarihli tutanak düzenlendiği anlaşılmıştır.
3. Sanık …’in mağdur ile birlikte aynı evde kaldıkları dönemde mağdura cinsel istismarda bulunması nedeniyle hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 25.12.2008 tarihli ve 2007/196 Esas, 2008/314 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 35 inci, 62 nci, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna dair verilen karar Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin 28.03.2013 tarihli ve 2011/9286 Esas, 2013/3563 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1.Mağdur vekilinin temyiz talepleri yönünden:
Kayden 08.07.1991 doğumlu olup, 18 yaşını bitirdiği anlaşılan 27.10.2022 tarihli celsede mağdurun sanık …’dan şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, Mahkemece mağdura atanan zorunlu müdafiinin davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır.
2.Sanık müdafiinin temyiz talepleri yönünden:
a. Mağdurun aşamalardaki birbiri ile uyumlu beyanlarına, katılan tarafından sanıkların aşamalardaki savunmalarına ve tüm dosya kapsamına göre, olay tarihi itibariyle 15 yaşından küçük olup rızasına itibar edilmeyen mağdurun ailesi ile yaşadığı sorunlar sebebiyle Kuşadası ilçesinde bulunan ailesi ile yaşadığı evinden ailesinin rızası olmaksızın ayrıldığı, sanık … ve temyiz dışı sanıklar ile Germencik ilçesinde bir eve kendi isteğiyle gittiği ve bu evde yine sanık … veya başka bir kimsenini cebir tehdit veya hilesi olmaksızın kaldığı, evde bulunduğu süre zarfında kendisine sanık … tarafından cinsel istismarda bulunulduğu, bu olaydan sonra da mağdurun aynı evde kalmaya devam ettiği, mağdurun ailesinin şikayeti üzerine başlatılan soruşturmada bahsedilen evde kolluk görevlileri tarafından sanık ve mağdurun bulunduğu anlaşılan olayda, sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası uyarınca kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanık müdafiinin mağdurun rızasının bulunduğuna, suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığına ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik temyiz taleplerinin reddine karar verilmiştir.
b. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 15 yıllık olağan zamanaşımı ve 22 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
Suç tarihi olan 31.02.2006 tarihinden itibaren 22 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin karar ve inceleme tarihi itibariyle dolmadığı gözetilerek sanık müdafiinin dava zamanaşımı süresinin dolduğuna yönelik temyiz talebi reddedilmiştir.
3.Katılan ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz talepleri yönünden:
a. Suçun işleniş şekli ve zamanı ile tüm dava dosyası içeriği gözetildiğinde, Bölge Adliye Mahkemesince temel cezanın belirlenirken gösterilen gerekçelerde, 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü ve 61 inci maddelerine bir aykırılık bulunmadığından katılan Bakanlık vekilinin sanığın üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca, sanık hakkında tayin edilen hapis cezasından indirim yapılmaması gerektiğine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b. T.C. Anayasasının 41 inci maddesine göre ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevi Devlete aittir.
Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği anlaşılmış ise de, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkindir.
5271 sayılı Kanun’un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine dair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
1. Gerekçe bölümünün birinci bendinde açıklandığı üzere, mağdurun, 27.10.2022 tarihli celsede sanıktan şikâyetçi olmadığını beyan ettiği, bu itibarla 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık hakkındaki hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, katılan sıfatı bulunmayan mağdur vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Gerekçe bölümünün ikinci ve üçüncü bentlerinde açıklanan nedenlerle Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2022 tarihli ve 2022/273 Esas, 2022/567 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafii ile katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.04.2023 tarihinde karar verildi.