YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/442
KARAR NO : 2023/5361
KARAR TARİHİ : 22.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/511 E., 2022/521 K.
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilerek gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Dinar Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 28.03.2013 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2.Dinar Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2013 tarihli kararı ile sanık hakkında atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat kararı verilmiştir.
3.Dinar Asliye Ceza Mahkemesinin 21.11.2013 tarihli kararının katılan mağdur … vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 22.06.2021 tarihli ve 2019/3392 Esas, 2021/16472 Karar sayılı ilamı ile, “…sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK.nın 109/1,3-f-5 madde ve fıkralarında düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, atılı suçtan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraat karar verilmesi,” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4.Bozma kararı sonrası yapılan yargılamada, Dinar Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanığın temyiz isteği, atılı suç yönünden cezai ehliyeti yönünden alınan raporun yetersiz olduğuna, katılan mağdur …’ın 15 yaşından küçük olduğunu bilmediğine, suç kastının bulunmadığına, kullandığı ilaçların tespit edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 34 üncü maddesinin uygulama şartlarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, suç tarihinde 15 yaşından küçük olup atılı suç bakımından rızasına itibar edilmeyen katılan mağdur …’ın sanık ile olay tarihinde aralarında duygusal arkadaşlık ilişkisi bulunduğu, olay günü katılan mağdurun babasına çarşıya gittiğini söyleyip sanık ile buluştuğu, olay gecesi sanığın evinde kaldığı, katılan mağdurun babasının kolluğa kızının eve gelmediğinden bahisle başvuruda bulunduğu, katılan mağdur …’ın, ertesi gün sanığın evinden ayrılıp evlerine döndüğü, bu suretle sanığın 15 yaşından küçük olup rızasına itibar edilmeyen katılan mağduru alıkoyarak atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir.
IV. GEREKÇE
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, mercii tarafından, 7201 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesinin birinci, sekizinci ve dokuzuncu fıkraları ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan düzenlemelere göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği” düzenlemesine yer verildiği cihetle;
Somut olayda; sanığın öncelikle savunması alındığı sırada bildirdiği adresine, daha sonra ise Merkezî Nüfus İdare Sistemi (MERNİS) adresine tebligat yapılması gerekirken, sanığın duruşmada bildirdiği çıkartılan tebligatın bila tebliğ iade gelmesinden sonra sanığın MERNİS adresi yerine, iş yeri olduğunu bildirdiği adrese tebligat çıkartılması nedeniyle yapılan tebliğin usulsüz olduğu ve sanığın öğrenme ile yaptığı temyiz başvurusunun süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Olayın intikal şekli ve zamanı, katılan mağdurun aşamalardaki beyanları, sanık hakkında bozma sonrasında atılı suç bakımından cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin alınan heyete raporu, sanığın aşamalardaki savunmaları, tüm dava dosyası kapsamına ve yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın atılı suç yönünden cezai ehliyeti yönünden alınan raporun yetersiz olduğuna, katılan mağdur …’ın 15 yaşından küçük olduğunu bilmediğine, suç kastının bulunmadığına, kullandığı ilaçların tespit edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 34 üncü maddesinin uygulama şartlarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerektiğine yönelik temyiz nedenlerinin reddine karar verilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Dinar Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.10.2022 tarihli ve 2021/511 Esas, 2022/521 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.06.2023 tarihinde karar verildi.