YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/457
KARAR NO : 2023/2430
KARAR TARİHİ : 25.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 02.10.2019 tarihli ve 2019/11824 Esas, 2019/11667 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 31.01.2023 tarihli ve KD-2023/9204 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Hüküm tarihinde İzmir Foça Açık İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olarak bulunan sanığın sorgusunda duruşmalardan vareste tutulma hakkının hatırlatılmadığı ve vareste tutulma konusunda sanığın ve müdafinin bir beyanının olmaması karşısında, son duruşmada hazır bulundurulmadan ya da SEGBİS sistemi ile duruşmaya katılımı sağlanmadan mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Ludi/İsviçre, B. No: 12433/86, 15/06/1992 P. 49/50; Artico/İtalya, B. No: 6694/74, 13/5/1980 P. 33; Sejdovic/İtalya, B. No: 56581/00, 1/3/2006 P. 81) kararlarında belirtildiği üzere savunma hakkı kısıtlanarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6 ncı maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un 193 üncü ve 196 ncı maddelerine muhalefet edilmesi gerekçesiyle, onama kararı kaldırılarak, hükmün bozulması kararının verilmesi talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
1. Hüküm tarihinde, davanın görüldüğü yer mahkemesinin yargı çevresi dışında Foça Açık Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılan sanığın, duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, hükmün tefhim olunduğu oturumda hazır bulundurulması veya SEGBİS yolu ile duruşmaya katılması sağlanıp, yüzüne karşı hüküm verilmesi gerektiği gözetilmeden, yokluğunda yargılamaya devam edilip karar verilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 196 ncı maddesine aykırı davranılarak, savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Ceza Genel Kurulu’nun 25.10.2018 gün ve 2016/7-127 Esas, 2018/482 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına göre, hükmün konusu iddianamede gösterilen fiil olduğu, “Yargılamayı yapan mahkemenin fiilin hukuki niteliğini takdirde iddia ve savunmalarla bağlı olmadığı, Kanunun açık ve kesin olan bu hükmü karşısında, mahkemece sanığın yargılama sonucunda sabit kabul edilen fiilinin hukuksal niteliğine göre hüküm kurulmakla yetinilmesi gerekirken, fiil nitelik yönünden üçe bölünerek, aynı fiilden dolayı üç ayrı mahkumiyet kararı verilmesi Ceza Muhakemesi Kanununa aykırılık oluşturacaktır.”
Somut olayda, sanığın, inceleme dışı diğer sanıklarla birlikte mağdurlara yönelik eylemlerine ilişkin olarak Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 25.12.2009 tarihli iddianamesiyle, sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
Mustafakemalpaşa Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2013 tarihli kararıyla, sanıkların eylemlerinin bütün halinde yağma suçu kapsamında kaldığı gerekçesiyle, sanık hakkında yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (c) ve (h) bentleri ve 35 inci maddesi uyarınca görevsizlik kararı verilmiştir.
Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise, 06.04.2016 tarihli kararıyla, aynı eyleme ilişkin olarak, sanık hakkında, yağma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, iki kez 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi ve 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.
Buna göre, sanığın mağdurlara yönelik eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu kabul edilerek, atılı suçtan tek bir hüküm kurulması gerekirken, yağma suçundan da ayrıca değerlendirme yapılarak beraat kararı verilmesi suretiyle, yazılı şekilde eylemin bölünerek ayrı ayrı hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Sanık hakkında 25.12.2009 tarihli iddianameyle tek bir kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dava açıldığının anlaşılması karşısında, sanığa 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan, mağdur sayısınca iki kez mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması hukuka uygun görülmemiştir.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 02.10.2019 tarihli ve 2019/11824 Esas, 2019/11667 Karar sayılı onama ilâmının KALDIRILMASINA,
3. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.04.2016 tarihli ve 2014/144 Esas, 2016/127 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.04.2023 tarihinde karar verilmiştir.