YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/529
KARAR NO : 2023/2468
KARAR TARİHİ : 25.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 29.05.2015 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dava açılmıştır.
2. İzmir 31.Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.01.2016 tarihli kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 20.10.2022 tarihli kararı ile eylemin 5237 sayılı Kanun’un 109 ncu maddesinin ikinci fıkrasına uyduğu gözetilmeden aynı kanunun 109 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince uyulama yapılması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. İzmir 31.Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.12.2022 tarihli ve 2022/888 Esas, 2022/1186 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ve 1412 sayılı Kanun 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; suç kastı olmadığı, atılı suçu işlemediği usule ve yasaya aykırı karar verildiği ve benzerine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, olay günü 20.00 sıralarında kız arkadaşı mağdurun çalıştığı kuaför salonuna giden sanığın bağırmaya başlaması üzerine, içerideki müşterilere mahçup olmamak için dışarı çıkan mağduru kolundan tutarak çekmeye ve güç kullanarak araca bindirip sahil yoluna götürdüğü, araçtan inmesine engel olduğu, ihbar alan polislerin aracı durdurmak istemesine rağmen durmayarak devam ettiği, aracın durdurulması ile mağdurun serbest kaldığı, sanığın böylece kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
2. 15.05.2015 tarihli tutanak ile araçla zorla bir kadın kaçırıldığı anonsu üzerine mağdur ile yapılan görüşmede konuşamayacağını, ancak mesajla bilgi vereceğini beyan ettiği, seyir halindeki araca dur ikazında bulunulduğu, ancak uymayarak devam ettiği, kırmızı ışık yandığı esnada durdurularak şahısların araçtan indirildiği, mağdurun işyerini dağıtarak kendisini zorla araca bindirerek kaçırdığını ve sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği imza altına alınmıştır.
3. Mağdur, hazırlık aşamasında, sanığın işyerine gelip bağırması üzerine dışarı çıktığını, tartışmaya başladıklarını, kolundan tutarak sürüklemeye başladığını, içeriği girdiğini, ancak sanığın tekrar kolundan tutarak zorla dışarı çıkardığını ve aracına bindirdiğini, bırakmasını, gitmek istediğini söylediği halde aracı çalıştırarak sahil yoluna götürdüğü, kırmızı ışıkta kapıyı açıp inmeye çalıştığını, sanığın çekerek tekrar araca oturttuğunu, kapıları kilitlediğini, eve gitmek istediğini söylediğinde kendisini kaçıracağını söylediğini, arkadaşına mesaj atarak yerini bildirdiğini, arayan polis memuru ile müşteri gibi konuştuğunu, polis ekiplerin aracı durdurmak istemesine rağmen durmadığı, polis ekiplerinin yolu keserek aracı durdurduklarını beyan etmiştir.
4. Tanık M.A. hazırlık aşamasında işyerine gelen sanığın her yere vurduğunu, mağdurun kolundan sıkıca tutarak çekiştirdiği ve dışarı çıkardığını, mağdurun tekrar içeri girmesi üzerine sanığın tekrar kolundan tutarak sürükleyerek araca bindirdiği ve götürdüğünü beyan etmiştir.
5. Tanık M.S., bir araba ile kadının kaçırıldığı anonsu ile kavşakta beklerken aracı durdurması yönünde ikazda bulunduklarını, bariz şekilde durmadığını, 20-30 metre ileride başka ekibin aracı durdurduğunu, mağdurun panik halde kaçırıldığını ifade ettiğini beyan etmiştir.
6. Sanık, hazırlık aşamasında, mağduru zorla araca bindirmediğini, araç içinde tartışırken araçtan inmesine engel olduğunu, araçta tuttuğunu, dönerken polisin durdurduğunu, alıkoymadığını ifade etmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Hükmün gerekçesinde zorla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan bahsetmesine karşın hüküm fıkrasında uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası yerine aynı Yasa’nın 109 uncu maddesinin birinci fıkrası olarak gösterilmiş ise de devamında doğru artırım ve indirim maddelerinin yazılması nedeniyle bu hatanın yazım hatası olduğu kabul edilerek mahallinde düzeltilmesi mümkün görüldüğünden bozma sebebi yapılmamıştır.
2. Olay ve olgularda belirtilen hususlar ile olay günü kız arkadaşının çalıştığı işyerine giden sanığın kolundan tutarak zorla araca bindirdiği, araçtan inmesine engel olduğu, polis ekiplerinin aracı durdurması ile mağdurun serbest kaldığı olayda, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. İzmir 31.Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.12.2022 tarihli ve 2022/888 Esas, 2022/1186 Karar sayılı kararında, sanık hakkında 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kazanılmış hak nedeniyle cezasının 6.000,00 TL adli para cezası üzerinden infaz olunacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken, sonuç cezanın 10 ay hapis cezası olarak belirlenerek 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına çevrilmesi isabetli bulunmamış ise de bu hususun 5271 sayılı Kanun’un 322 nci maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde 3 numaralı bentte açıklanan nedenle İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.12.2022 tarihli ve 2022/888 Esas, 2022/1186 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün 1 inci paragrafının üçüncü ve beşinci bentlerinin çıkarılarak yerine “1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca cezasının 6.000,00 TL adli para cezası üzerinden infazına” ibarelerinin yazılması suretiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.04.2023 tarihinde karar verildi.