Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2023/809 E. 2023/2428 K. 25.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/809
KARAR NO : 2023/2428
KARAR TARİHİ : 25.04.2023

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Hükümden sonra sanık tarafından sunulan ”Cezasının bir an önce onanması” talebine ilişkin dilekçelerin, açıkça temyiz talebinden feragat niteliğinde olmadığı değerlendirilmiştir.

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 06.10.2021 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (e) bentleri, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.

2. Gaziosmanpaşa 10. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle, 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (e) bentleri, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 29.06.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık … müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık müdafinin temyiz sebepleri;
Mahkumiyet kararının delillere, usul ve yasaya, temel insan haklarına ve masumiyet ilkesine açıkça aykırı olduğuna,
İlişkindir.
B. Katılan … (Bakanlık) vekilinin temyiz sebepleri;
1. Kararın eksik inceleme ve araştırma sonucunda verildiğine,
2. Sanığın üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine,
3. Bakanlık lehine vekalet ücretine karar verilmediğine,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre,
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
1. Dava konusu olay; sanığın olay gecesi boşanma aşamasında olduğu eşi mağdure Şilan’ı, yanında bulunan inceleme dışı sanıklarla birlikte, cebirle geldikleri taksiye bindirdikten sonra götürdükleri farklı adreslerde iki gün boyunca alıkoyması, olayın polise ve medyaya intikal etmesi üzerine, kendi lehine beyan vermesi için karakola getirmesine ilişkindir.
2. Olayın başlangıcına ilişkin görüntülerin yer aldığı görüntü izleme tutanağı dava dosyasında mevcuttur.
3. Kolluk tarafından düzenlenen 08.09.2021 tarihli araştırma tutanağı dava dosyasında mevcuttur.
4. İstanbul Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 24.09.2021 tarihli raporunda, mağdurenin mevcut yaralanmalarının basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olduğu belirtilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmış ve istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Sanık müdafii tarafından sunulan 25.07.2022 havale tarihli temyiz dilekçesinde, Kanun tarafından aranılan nitelikte temyiz gerekçesi gösterildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 294 üncü ve 295 inci maddelerine aykırılık görülmediğinden, tebliğnamedeki sanık müdafiinin temyiz isteminin reddine dair görüşe iştirak edilmemiştir.
2. Mahkemece, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri,

sanığın eylemindeki kastının yoğunluğu, olayda birden fazla nitelikli halin gerçekleşmiş olması hususları değerlendirilerek belirlenen temel cezada 5237 sayılı Kanun’un 3 üncü ve 61 inci maddelerine aykırılık görülmemiş ve katılan Bakanlık vekilinin bu yöndeki temyiz itirazı reddedilmiştir.
3. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 41 inci maddesinde, ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak, her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alınmıştır.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince …’nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabilecek, ancak Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir.
5271 sayılı Kanun’un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetildiğinde, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 29.06.2022 tarihli kararında katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Gaziosmanpaşa 10. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.04.2023 tarihinde karar verildi.