YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/740
KARAR NO : 2007/1231
KARAR TARİHİ : 01.03.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil İstemli
… ile Hazine ve Karacaören Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Tercan Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 24.11.2006 gün ve 57/285 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, miras, taksim ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle, tespit dışı bırakılan dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı bir parça taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı uyarınca, davacı lehine zilyetlik koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, teknik bilirkişi raporunda B harfi ile gösterilen 25768,21 m2 taşınmaz bölümünün davacı adına tapuya tesciline, A harfli kısım yönünden feragat nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin önceki hüküm, davacı vekilinin temyizi ile Dairemizin 08.06.2005 tarih, 2005 / 3713 Esas, 4332 Karar sayılı ilamı ile “….. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde açıklanan hak düşürücü sürenin, kadastro tutanağı düzenlenen yerlerle ilgili olduğu, tutanak düzenlenmeyen dava konusu yerle ilgili hak düşürücü sürenin geçmiş olduğundan davanın reddedilemeyeceği…” hususu açıklanmak suretiyle bozma sevk edilmişti.
Dava konusu taşınmaz 15.08.1973 tarihinde başlayan ve 10.11.1973 tarihinde bitirilen tapulama çalışmaları sırasında 766 sayılı Kanunun 2.maddesi uyarınca Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan bahisle tespit dışı bırakılmıştır. Keşifde dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu taşınmazın öncesinde davacının babası Haydar zilyetliğinde iken, ölümü ile mirasçıları arasında 40 yıl önce yapılan taksimle davacıya bırakıldığını, evvelden beri çayır vasfı ile tasarruf edildiğini beyan etmişlerdir. Mahkemece, bozma sonrası yapılan keşif üzerine ibraz edilen teknik bilirkişi Hamza Işık ve arkadaşının 06.06.2006 tarihli raporunda B harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü için davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme eksiktir. Bozma öncesi
keşif sonucu düzenlenen teknik bilirkişi …., ve arkadaşının 29.06.2004 tarihli rapor ve krokilerinde davalı taşınmaz A ve B harfleriyle, sırasıyla 11526,57 m2 ve 3472,26 m2 yüzölçümleriyle gösterilmiş ve uzman ziraatçi bilirkişi, bu krokide A ile gösterilen taşınmaz bölümünün doğal çayır olduğunu açıklamıştır. Söz konusu raporda B ile gösterilen bölüm hakkında ziraatçi uzman bilirkişi görüşü alınmadığı gibi, bozma öncesi ve sonrası yapılan keşifler sonucu düzenlenen teknik bilirkişi raporlarında da dava konusu yerin miktarı ve kapsamı konusunda birlik bulunmamaktadır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanı gösterir geniş pafta suretinin ve belirlenecek komşu parsel tutanakları ve varsa dayanaklarının getirtilmesi, ondan sonra HUMK.nun 258 ve 259 maddeleri gereği yerel bilirkişi ve tanıkların davet edilerek dava konusu taşınmazın belirlenmesi, dava konusu taşınmazda zilyetliğin öncesi, davacıya intikal şekli, ne şekilde tasarruf edildiği, dava tarihine dek zilyetlik süre ve koşullarının oluşup oluşmadığı hususları üzerinde durulması, belirlenecek alanın teknik bilirkişi krokisinde işaretletilmesi, davalı taşınmazın tümü hakkında uzman ziraatçi bilirkişiden rapor alınması gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı hükmün HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 01.03.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.