YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5800
KARAR NO : 2012/2272
KARAR TARİHİ : 27.03.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Çiftlik Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 12.10.2010 gün ve 166/215 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K AR A R
Davacı, kadastro sırasında davalı adına tespit ve tescil edilen dava konusu 109 ada 57 sayılı parselin içerisinde tahmini 300 m2’lik yerin kendisine ait olduğunu açıklayarak nizalı bölümün tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı, 03.07.2009 tarihli keşif zaptının ilk sayfasındaki imzalı beyanında açılan davayı kabul ettiğini bildirmiştir.
Mahkemece, davalının kabul beyanına değer verilerek davanın kabulüne; 109 ada 57 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile teknik bilirkişinin raporunun ekinde bulunan krokide C, D, E harfleri ile gösterilen 1302,78 m2’lik kısmın en son parsel numarası verilerek davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. Hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dava konusu 109 ada 57 parsel sayılı taşınmaz, tapuda 1302,58 m2 olarak kargir ev ve tarla niteliği ile davalı adına kayıtlıdır. Hemen belirtmek gerekir ki, davalının kabul beyanı HUMK. 95 maddesine (HMK.nun 311 m) göre kesin hükmün sonuçlarını doğurur ve yapıldığı tarihten itibaren geçerlidir. Davacının talebi tahmini 300 m2’lik kısma ilişkindir. Ne var ki, mahkeme davacının talebini ve davalının kabul beyanını aşarak 1302,78 m2 yer bakımından tapuda yazılı miktardan da fazla bir bölüm için iptal ve tescile karar verilmiştir. Kaldı ki, teknik bilirkişinin krokisinde D harfi ile gösterilen binanın bir kısmı dava konusu olmayan ve dava dışı üçünçü kişi adına kayıtlı 109 ada 60 parsel içerisinde kalmasına rağmen bu bölüm ayırt edilmeden hüküm kurulması da usul ve yasaya aykırı olduğu gibi hükmün infazı da mümkün değildir.
Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş; mahallinde yeniden keşif yapılarak davacının dava konusu yaptığı tahmini 300 m2’lik kısmın zeminde göstermesinin sağlanması (yer tespiti yaptırılması), bu bölümün ifrazı mümkün ise, ayrı bir parsel numarası altında tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, ifrazı mümkün değilse bu miktar üzerinden toplam miktar dikkate alınarak pay verilmek suretiyle, davacının dava konusu taşınmazda paydaş haline getirilerek hüküm kurulması gerekirken, davacının talebi ve tapu miktarı aşılarak davalının kabul beyanı da yanlış değerlendirilerek hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Tüm bu açıklamalar nedeniyle davalının yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 76,50 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine 27.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.