Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2011/7747 E. 2012/4550 K. 21.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7747
KARAR NO : 2012/4550
KARAR TARİHİ : 21.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Tapu Sicil Müdürlüğü ve Horsana Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 23.02.2010 gün ve 20/69 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … adına Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı … Genel Müdürlüğü vekili, dava konusu 312 parselin Horsana Köyü Vakfına ait olmasına ve Vakıflar kütüğünde kayıtlı bulunmasına karşılık kadastro çalışmaları sırasında Horsana Camii Şerifi olarak tespit ve tescil edildiğini açıklayarak tapu kaydının iptaliyle … Köyü Camii Vakfı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … Müdürlüğünü temsilen Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalı köy tüzel kişiliği yargılama oturumlarında temsil edilmemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, 312 parselin tapu kaydının iptaliyle … Köyü Camii Vakfı olarak tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarla niteliğindeki 312 parsel, 60-70 yıldan fazla süre … Camii Şerifi Vakfı olduğu, vakfın bilinemediği, taşınmazın köy camisi namına tasarruf edildiği açıklanarak, 06.07.1959 tarihinde Horsana Camii Şerifi adına tespit edilmiş, tutanağın 20.10.1960 tarihinde kesinleşmesi üzerine tapu kaydı oluşmuştur.
Davacı … Genel Müdürlüğü vekili, kadastrodan önceki hukuki nedenlere dayanarak özel mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı bulunan dava konusu 312 parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu parsele ait tutanak 20.10.1960 tarihinde kesinleşmiştir. İncelenmekte olan bu dava ise 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3.maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmasından sonra 14.01.2008 tarihinde açılmıştır. Anılan maddedeki 10 yıllık süre hak düşürücü nitelikte olup, olumsuz dava koşuludur. Hak düşürücü sürenin gerçekleşmesi, işin esasının incelenmesini önler. Hak düşürücü süre tüm def’i ve itirazlardan
önce nazara alınır. Bu nedenle; yargılama bitinceye dek hak düşürücü sürenin geçtiği taraflarca ileri sürülebileceği gibi, görevden ötürü hâkim tarafından kendiliğinden de göz önünde tutulur. Davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması Kanuna aykırıdır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I. Maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, 21.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.