Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2011/7831 E. 2012/4540 K. 21.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7831
KARAR NO : 2012/4540
KARAR TARİHİ : 21.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil

… ile Hazine ve … aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Akseki Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 06.04.2011 gün ve 12/43 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, 121 ada 7 parselin devamı niteliğindeki taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında dere yatağı olarak tespit dışı bırakıldığını, dava konusu yerin dere yatağı niteliğinde olmadığını, uzun yıllar zilyetliğinde bulunduğunu açıklayarak adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuş, davalı Köy temsilcisi, dava konusu yerin miras ve taksim yoluyla davacıya kaldığını, dere ya da köy tüzel kişiliğiyle ilgisi bulunmadığını bildirmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, teknik bilirkişi raporunda A harfiyle gösterilen 311.23 m2 yerin en son parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; TMK.nun 713/1, 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17.maddesi uyarınca tescil isteğine ilişkindir. Dava konusu yer, 2007 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında dere olarak tespit dışı bırakılmıştır. Mahkemece kazanma süresi ve koşullarının davacı lehine gerçekleştiği görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar, toplanan deliller ve dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Mahallinde yapılan keşifler sırasında dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, dava konusu yerin köylüler tarafından pekmez damı olarak kullanıldığını bildirmişlerdir. Dosya içerisindeki fotoğraflara göre de taşınmazın üzerinde tarımsal faaliyet yapılan yerlerden olmadığı, dere, taşlık ve çalılık niteliğinde bulunduğu açıkça görülmektedir. Böyle bir yerin imar-ihya edilmeden kazanılması mümkün olmadığı gibi diğer koşulların yanında taşınmazın nitelik itibarı ile de kazanmaya elverişli yerlerden olması gerekir. Bu açıklamalara göre, taşınmazın özel mülkiyete konu yerlerden olduğunu kabule imkan bulunmamaktadır. O halde; köylünün müşterek istifadesinde olan bir yerin davacıya tahsisi doğru olmayacaktır. Taşınmaz bölümünün köylülerin müşterek istifadesinde bulunduğu anlaşıldığına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece hatalı değerlendirme sonunda yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunabileceğine, 21.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.