YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10753
KARAR NO : 2012/11165
KARAR TARİHİ : 26.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Görele Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 30.05.2012 gün ve 20/227 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı, satın alma ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak 128 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının kısmen iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine’ye dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğine rağmen yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu 128 ada 1 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişinin 29.05.2012 tarihli raporunda A harfi ile gösterilen 80.29 m2 yüzölçümlü bölümünün son parsel numarası ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Hüküm; davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 128 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, kadastro çalışmaları sırasında, 12.10.1981 tarih 3 sıra numaralı tapu kaydına dayanılarak, betonarme sağlık ocağı ve bahçesi niteliğiyle, 338,09 m2 yüzölçümlü olarak, 27.06.2009 tarihinde Hazine adına tespit edilmiş ve 13.04.2010 tarihinde kesinleşen tutanağa istinaden tapu kaydı oluşmuştur.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; taşınmaza revizyon gören 12.10.1981 tarih 3 sıra numaralı tapu kaydının geldi ve gittileri üzerinde yapılan incelemede; arsa iken çok eski zamanlardan beri köy tüzel kişiliğinin zilyetliğinde bulunduğu sağlık evi olarak Hazineye devredilmek üzere köyün 16.06.1981 tarih ve 15 sayılı kararı ile senetsizden tescil suretiyle kaydın oluştuğu, ardından sağlık evi inşaası için Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı’na satışı ile revizyon gördüğü anlaşılmaktadır. Tapu kaydının oluşum biçimi nazara alındığında krokisinin de bulunduğu kuvvetle muhtemeldir. Mahkemece anılan tapunun keşif yerinde uygulaması yapılmaya çalışılmış ise de; yapılan uygulama yeterli bulunmamaktadır. Revizyon tapunun hudutlarında “yol” ve “kaş” sınırları mevcut olup; anılan hudutlar itibariyle değişmeye, genişletilmeye elverişli sınırlardan oluşmaktadır. 3402 sayılı Kadastro
Kanunu’nun 20/C fıkrası hükmüne göre; böyle bir sınırı içeren kayıtların kapsamı kural olarak miktarı ile geçerlidir. Şu halde, gayrısabit sınırları içeren tapu kaydının tüm dayanak belgeleri ve varsa krokisi getirtilerek taşınmaz başında yeniden keşif yapılması; keşifte yerelbilirkişi ve tanıkların 6100 sayılı HMK.nun 243 ve 244. ( 1086 sayılı HUMK.m.258 ) maddeleri uyarınca keşif mahaline davetiye ile çağrılması, tapunun sabit olan sınırlarından başlanmak üzere zeminde uygulanmasına çalışılması, bu konuda yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına başvurulması, kaydın sınırlarının niteliği itibariyle miktarıyla geçerli bulunduğunun değerlendirilmesi, tespit edilen sınırların teknik bilirkişiye işaret ettirilmek suretiyle denetime elverişli ölçekli kroki ve rapor alınması, tapunun dayanağı krokinin de değerlendirmede gözönünde bulundurulması, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine temsilcisinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 26.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.