Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/11941 E. 2013/18223 K. 02.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11941
KARAR NO : 2013/18223
KARAR TARİHİ : 02.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil

… ve müşterekleri ile … ve … Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen açılmamış sayılmasına dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 24.05.2012 gün ve 52/111 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili ve davacı … taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … vekili, dava dilekçesinde mevkii ve sınırlarını açıkladığı 3 parça taşınmazın vekil edeninin miras bırakanı Bayram …’dan kaldığını, zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu açıklayarak, vekil edeni adına yada …’ın mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı … temsilcisine dava dilekçesi tebliğ edilmiş, keşfe katılarak açılan davaya bir diyeceği olmadığını bildirmiştir.
Birleşen dosyanın davacıları … ve … vekili dava dilekçesinde, mevkii ve sınırlarını açıkladıkları 5 parça taşınmazın dedeleri …’den kaldığını ancak sağlığından mirasçıları arasında yaptığı paylaşım sonucu vekil edenlerinin babası …’e düştüğünü, … ile bir ilgisinin bulunmadığını açıklayarak dava konusu yerlerin vekil edenleri adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili birleşen dosya ile ilgili davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı … Tüzel Kişiliğine dava dilekçesi tebliğ edilmiş, birleştirilmesine karar verilen … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/52 Esas sayılı dosyasının keşfinde bulunmuş ve davaya bir diyeceği olmadığını açıklamıştır.
Mahkemece, davacı … tarafından açılan davanın yargılamanın 7 nolu celsesinde verilen ara karar gereği açılmamış sayılmasına, birleşen dava yönünden … mevkiinde bulunan yaklaşık 22495, … Bağlık mevkiinde yer alan toplam yüzölçümü 9000 m2 olan taşınmazdan 2300 m2 kısmının birleşen dava davacılarından …, … mevkiinde üzerinde bina bulunan 2465 m2’lik taşınmazın ise birleşen dava davacılarından … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine hüküm asıl davanın davacısı … ile davalı … vekili tarafından birleşen dava bakımından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, muristen intikal ve muris tarafından yapılan paylaşım hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK’nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir.
Asıl davanın davacısı … tarafından …, … üzerinde bina bulunan taşınmaz ile yine … mevkiinde bulunan başka bir taşınmaz olmak üzere toplam 3 parça taşınmazın muris Bayram …‘den kaldığını açıklayarak adına veya Bayram …’nin tüm mirasçıları adına tescili isteğinde bulunmuş ise de, 03.11.2011 tarihli yargılama oturumuna katılmadığı, Mahkemece bu oturumda dosyanın incelemeye alınmasına karar verildiği, duruşmanın atılı bulunduğu 15.12.2011 tarihli yargılama oturumuna davacı …’ın gelmemesi nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve bir daha harç yatırılmak suretiyle … tarafından davanın yenilenmediği gibi yargılama oturumlarına da katılmadığı gerekçesiyle, mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığından asıl davanın davacısı …’ın tüm temyiz itirazlarının reddi ile asıl davaya ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA,
Birleşen dosya ile ilgili … vekilinin temyiz itirazlarına gelince, birleşen dosyanın davacıları Bayram ve … vekili, dava dilekçesinde açıkladığı 5 parça taşınmazın muris Bayram …’den kaldığını, sağlığında yaptığı paylaşım sonucu mahkemece kabulüne karar verilen … mevkiindeki yaklaşık 22495, … mevkiindeki yaklaşık 2465 ve yine … mevkiindeki toplam 9000 m2’lik yerden Bağlık 2300 m2’lik taşınmaz bölümlerinin vekil edenlerinin babası Ömer’e verildiğini, asıl davanın davacısı … ile bir ilgisinin bulunmadığını açıklayarak bu taşınmazların vekil edenleri adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiş, diğer iki parça taşınmazdan ise feragat ettiklerini bildirmiştir. Mahkemece, de bu doğrultuda davanın kabulüne karar verildiği feragat ile ilgili taşınmazlar bakımından herhangi bir hüküm kurulmadığı saptanmıştır.
Dava konusu taşınmazların tarafların kök miras bırakanı ve dedeleri Bayram …’den kaldığı konusunda bir duraksama söz konusu değildir. Ancak 07.07.2007 yılında ölen … …’nin terekesinin paylaşılıp paylaşılmadığı yada muris Bayram …’nin sağlığında taşınmazları mirasçıları arasında bölüştürüp bölüştürmediği konusunda duraksama söz konusudur. Şayet, birleşen davanın davacılarını ileri sürdüğü gibi muris Bayram … tarafından sağlığında çocukları arasında yaptığı paylaşım sonucu kabulüne karar verilen taşınmaz bölümleri davacıların babasına verilmiş ise dosya arasında bulunan Bayram …’nin … Sulh Hukuk Mahkemesinde verilen 2011/170 Esas ve 2011/ 161 Karar sayılı veraset belgesine göre davacıların babası Ömer’in ölümü ile geriye mirasçı olarak Bayram ve … dışında bıraktığı birçok mirasçısı bulunmaktadır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden Ömer’in ölü olduğu anlaşılmakla birlikte hangi tarihte öldüğü belirlenememektedir. Davacıların babası Ömer’de ölü olduğuna göre terekesi TMK’nun 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. Bundan ayrı TMK’nun 702. maddesi gereğince tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Davada bir tasarrufi işlem olup tüm mirasçıların birlikte üçüncü kişi durumunda bulunan … ve Köy Tüzel Kişiliğine karşı dava açması gerekir. Bu bakımdan bir veya birkaç mirasçının tek başına terekeye dahil bir taşınmaz için üçüncü kişilere karşı dava açma sıfat ve hukuki ehliyetleri bulunmadığından kural olarak davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Ne var ki, Bayram … tarafından yapılan paylaşım sonucu Ömer’e düşen taşınmazların mirasçıları arasında ve tüm mirasçıların katılımıyla yapılmış bir paylaşım olup olmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılamamaktadır. Mahkemece bu konu ve dava koşulu üzerinde durulmamıştır. Şayet, söz konusu taşınmazlar Ömer’in terekesinin paylaşımı sonucu Bayram ve …’ya düşmüş ise davanın bulunduğu bu hali ile yürütülmesi ve aşağıda belirtilecek eksikliklerin yerine getirilmesi, aksi halde davanın reddine karar verilmesi düşünülmelidir. Şu halde mahkemece yapılacak iş yukarıda açıklandığı halde taşınmazların ortak bırakan Bayram …’den kaldığı anlaşıldığına göre Bayram …’nin terekesinin tüm mirasçıları arasında ve onların katılımıyla yöntemine uygun bir biçimde paylaşıp paylaşılmadığı, yada birleşen davanın davacılarının ileri sürdüğü gibi Bayram …’nin sağlığında çocukları arasında taşınmazları bölüştürüp bölüştürmediği, bölüştürmüş ise kabulüne karar verilen taşınmazların oğlu Ömer’e verilip verilmediği, oğlu Ömer’in ölmesi nedeniyle aynı şekilde terekesinin yöntemine uygun biçimde mirasçıları arasında paylaşılıp paylaşılmadığı üzerinde durulması, Ömer’in veraset belgesinin davacı taraftan istenmesi, feragat edilen taşınmaz bölümlerinin hangi mevkilerdeki taşınmazlar olduğunun saptanması, teknik bilirkişilerin rapor ve krokileri eklenmek suretiyle dava konusu taşınmazların tapuda kayıtlı yerlerden olup olmadığının Tapu Müdürlüğü’nden sorulması, muris Bayram … ve tüm mirasçılarının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi gereğince belgesizden taşınmaz edinip edinmediklerinin Kadastro ve Tapu Müdürlüğü ile zilyetliğe dayalı tescil davası açıp açmadıklarının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı işleri Müdürlüğü’nden sorulup saptanması, miras bırakan Bayram … ile tüm mirasçıların belgesizden edindikleri taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile tapu kayıtlarının Tapu Müdürlüğü’nden açılan ve derdest bulunan tescil davalarına ait dosyaların ise ait oldukları Mahkemelerden getirtilerek miktar sınırlandırılması yönünden gözönünde bulundurulması gerekir.
Ne var ki keşifte dinlenen yerel bilirkişiler tek kişiymiş gibi dinlenmek suretiyle bilgilerine başvurulmuştur. HMK’nuna göre tanıklar hakkındaki hükümler aynı zamanda yerel bilirkişiler hakkında da uygulanır. HMK’nun 261. maddesi gereğince, “ tanıklar, hakim tarafından ayrı ayrı dinlenir ve biri dinlenirken henüz dinlenmemiş olanlar salonda bulunamazlar, tanıklar gerektiğinde yüzleştirilir”, hükmü yer almaktadır. Yerel bilirkişilerin birlikte dinlenilmesi açıklanan madde hükmüne aykırı düşer.
Öte yandan, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK’nun 243 ve 244. maddeleri gereğince davetiye ile keşif yerine çağrılmaları, uyuşmazlığın taşınmazlara ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenmeleri, HMK’nun 261. maddesi gereğince yerel bilirkişi ve tanıkların ayrı ayrı dinlenilerek bilgilerine başvurulması, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde aynı madde gereği yüzleştirilerek aykırılığın giderilmesi, kazanma koşulları ve süresinin davacılar bakımından gerçekleşip gerçekleşmediğinin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması ondan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dava koşulu gözardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır.
Davalı … vekilinin tüm temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 24,30 TL onama harcının peşin harca mahsubu ile kalan 1.740,30 TL’nin temyiz eden davacı …’a iadesine, 02.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.