Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/1301 E. 2012/1914 K. 19.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1301
KARAR NO : 2012/1914
KARAR TARİHİ : 19.03.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil

… ile Hazine ve Halifeler Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Emet Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 14.09.2009 gün ve 18/313 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı kazandırıcı eklemeli zamanaşımı zilyetlik hukuki nedenine dayanarak mevki ve sınırlarını dava dilekçesinde gösterdiği bir parça tapusuz taşınmazın adına tapu siciline tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Diğer davalı … temsilcisi davacının davasına itirazının olmadığını bildirmiştir.
Mahkemece, davacı lehine kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, krokide C harfiyle gösterilen 13,87 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuki niteliğinin yanında maddi olaylardan sayılan zilyetlik, tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir. Bu tür yerlerin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve TMK. nun 713 maddeleri uyarınca zilyedi adına tapu siciline tescil edilebilmesi için malik sıfatıyla davasız, aralıksız en az yirmi yıl süreyle ekonomik amacına uygun olarak zilyet olunması gerekir. Davanın başarıya ulaşabilmesi için bu hususun somut olarak kanıtlanması gerekmektedir. Başka bir anlatımla, yerel bilirkişi ve tanıkların kanun maddelerinde belirtilen tabirleri soyut olarak tekrar etmesi mülkiyetin kazanılması için yeterli sayılmaz. Buna göre, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Mahkemece, 6100 sayılı HMK.nun 243 ve 244. maddeleri hükmü uyarınca yerel bilirkişi ve tanıkların keşif yerinde hazır bulundurulmak üzere davetiyeyle çağırılmaları, aynı kanunun 259/2 ve 290/2 maddeleri uyarınca taşınmaz başında yapılacak keşif yerinde dinlenilerek, çekişme konusu taşınmazın öncesinin ne nitelikte ve kime ait olduğunun, kim veya kimler tarafından ne zamandan beri ne şekilde zilyet ve tasarruf edildiğinin, tasarrufun yerleşmiş Yargıtay uygulamasına göre ekonomik amaca uygun nitelikle olup olmadığının kendilerinden sorulup belirlenmesine çalışılması, beyanları arasında aykırılık çıktığı taktirde aynı kanunun 261/1 maddesi göz önünde tutularak aykırılığın giderilmesine ve bu şekilde zilyetliğin somut olarak kanıtlanmasına çalışılması, daha sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan bütün deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırmaya dayanılarak yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları tüm bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle usul ve kanuna aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK. nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.