Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/1386 E. 2012/1910 K. 19.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1386
KARAR NO : 2012/1910
KARAR TARİHİ : 19.03.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ile … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Akseki Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 16.07.2010 gün ve 174/372 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalılar tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı, kadastro çalışmaları sırasında adına tespit ve tescil edilen 192 ada 32 parsel içerisinde yer alması gereken taşınmaz bölümünün, komşu 192 ada 39 parsel içerisinde davalılar adına tescil edildiğini belirtmek suretiyle kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak keşif sırasında göstereceği taşınmaz bölümüne ait davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile 192 ada 32 parsele eklenmesi suretiyle adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar …, …, …, … ve …, mahallinde 03.05.2010 tarihinde yapılan keşifte, bilirkişiye gösterdikleri sınır dahilinde davacıya ait olan taşınmaz bölümünün kendi adlarına tescil gördüğünü, davayı kabul ettiklerini açıklayarak buna göre karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, teknik bilirkişinin 12.05.2010 tarihli raporuna ekli krokide 192 ada 39 parsel sayılı taşınmaz içinde yer alan B harfi ile gösterilen 21,74 m2 yüzölçümlü taşınmaz bölümünün, 192 ada 32 parsel sayılı taşınmaza ilave edilmek suretiyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; hükme esas alınan 12.5.2010 tarihli 1/250 ölçekli fen bilirkişi raporunda, (B) harfiyle gösterilen yerin 21,74 m2 olduğu yazılı ise de, itiraz üzerine alınan 18.6.2010 tarihli ek raporda miktarın 13,97 m2 olduğu bildirilmiştir. Ne var ki, davacı, ek rapora göre değil, ilk rapora göre karar verilmesini istemiştir. Davalı ise, ek raporun kararda göz önünde tutulmasını istemiştir. Mahkemece, ilk rapor esas alınarak hüküm kurulmuştur.
Bu durumda, yanların mutabık kaldıkları bir rapor ve krokiden söz etmek mümkün değildir. Öyle ise mahkemece yapılacak iş; tarafların keşifte gösterdikleri ve ölçümü yapılan yerin gerçek miktarının koordinatları ve dış ölçü birimleri dikkate alınarak işin uzmanı bilirkişiden uzlaştırıcı bir rapor ve kroki aldırılarak, miktar hesabının ölçü ve alan hesaplamasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerindedir. Kabulüyle yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine 19.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.