Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/1533 E. 2012/8335 K. 28.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1533
KARAR NO : 2012/8335
KARAR TARİHİ : 28.09.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ile … ve kayyım Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair … Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 25.11.2011 gün ve 178/329 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi kayyım Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili dava dilekçesinde; aslen vekil edenine ait bulunan 108 ada 28 sayılı parselin kadastro çalışmaları sırasında yanlış yönlendirmeler nedeniyle davalı … adına tespit ve tescil edildiğini, yıllardan beri vekil edeni tarafından aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla kullanıldığını açıklayarak anılan parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı gösterilen …’ın Akbağ Köyünde yapılan tüm araştırmalara rağmen ismine rastlanılmadığı, böyle bir kişinin bulunmadığı, mahkemece yapılan zabıta araştırmasında kimliğinin tespit edilemediği, Nüfus Müdürlüğünden yapılan incelemede de kimliğine ve adresine rastlanılmadığı, bu nedenle dava dilekçesinin kendisine tebliğ edilemediği, daha sonra kendisine Mal Müdürü kayyım atanmak suretiyle davanın yürütüldüğü dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmesi üzerine hüküm, kayyım atanan Mal Müdürü tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Henüz davada taraf teşkilinin sağlanmadığı açıktır.
Tapu iptali ve tescil davalarında, kural olarak, dava kayıt malikine kayıt maliki ölü ise, mirasçılarına yöneltilerek açılır. Bu nedenle, davalıya kayyım atanmak suretiyle davanın yürütülmesi olanağı bulunmamaktadır. O halde, öncelikle davalının veraset belgesinin alınması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, alınacak veraset belgesine göre mirasçılarının olduğunun belirlenmesi halinde davanın mirasçılarına yöneltilmesi, yöntemine uygun bir biçimde bozma ilamı ile dava dilekçesinin mirasçılarına tebliği ve taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir. Mirasçısının bulunmaması halinde ise, son mirasçının Hazine olduğu gözetilerek davanın TMK.nun 501. maddesi uyarınca Maliye Hazinesine yöneltilmesi gerekir.
Bundan ayrı, kişinin kimliğinin ve adresinin belirlenmemesi halinde dava dilekçesinin Türkiye genelinde yayınlanan tiraj 100.000’in üzerinde olan bir gazetede yayınlanması ve duruşma gününün ilanen tebliğ yoluna gidilmesi düşünülmelidir. Davalının baba adı, isim ve soy ismi ile doğum tarihi kadastro tutanağının mülkiyet hanesinde yazılı bulunduğuna göre kadastro tespit bilirkişileri ile zamanın muhtarı bulunan kişilerden kayıt malikinin kim olduğunun ve açık adresinin zabıta aracılığıyla bu kişilerden sorularak belirlenmesi de mümkündür. Hasan oğlu 1920 doğumlu …’ın Yukarıdağ Köyü ile Akbağ Köyünde nüfusa kayıtlı olup olmadığının Nüfus Müdürlüğünde bulunan ve henüz bilgisayar sistemine geçilmeden önce kullanılan aile kayıt (kütük) defterleri üzerinde inceleme yapılmak suretiyle böyle bir kişinin olup olmadığının saptanması yoluna gidilmesi ve bu konuda Nüfus Müdürlüğüne yazı yazılması alınacak cevabın dosya arasına konulması gerekmektedir.
HUMK.nun 73. maddesine göre, “… kanunun gösterdiği istisnalar haricinde Hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez”. HMK.nun 27.maddesinde de aynı konuya vurgu yapılmış ve hukuki dinlenilme hakkına işaret edilmiştir. Şu halde, yöntemine uygun bir biçimde taraflar huzura çağrılmadıkça ve hazır bulundurulmadıkça mahkemece, karar verilmesi olanaklı değildir. HMK.nun 27. maddesinde açıklanan “hukuki dinlenilme hakkı” kavramı aynı zamanda taraf teşkilini de içermektedir. Davalıya 7201 sayılı TK.nun 21. maddesine göre dava dilekçesinin tebliği yoluna gidilmiş ise de, tebliğ evrakı bırakılan muhtar ile haber bırakılan komşusu Hüseyin Sarıbal’ın tebliğ belgesinde imzaları bulunmadığına göre yapılan tebligatın usulsüzlüğü ortadadır. Evrakta komşusu sıfatıyla ismi alınan Hüseyin Sarıbal; davalı ile aynı soyadı taşımaktadır. O halde açık adres tesbiti konusunda gereği gibi bir araştırmanın yapılmadığı komşusu ve aynı soyadı taşıyan Hüseyin Sarıbal’dan da davalının açık adresinin sorulmadığı kanaatine varılmaktadır. Davada taraf teşkili sağlanmadan yüzeysel bir araştırma ile davalının mülkiyet hakkına son verilmesi doğru değildir. Aynı zamanda bu husus AİHS’de yer alan adil yargılama hakkı ile mülkiyet hakkına saygı kuralına da aykırı düşmektedir.
Davalı kayyımı Mal Müdürlüğünün temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK. nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna 28.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.