YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2383
KARAR NO : 2012/9614
KARAR TARİHİ : 30.10.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Terkin ve tescil
… ile Hazine ve … aralarındaki terkin ve tescil davasının kabulüne dair… Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 06.02.2012 gün ve 141/26 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, uyuşmazlık konusu taşınmazın kadastro sırasında adına tespit ve tescil edilen dava dışı 197 ada 35 parsel sayılı taşınmaz ile bir bütün olduğu ve yol niteliğinde bulunmadığı halde, paftasında gösterilmek suretiyle yol olarak tespit harici bırakıldığını açıklayarak adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacı yararına zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne; fen bilirkişilerinin 11.04.2011 tarihli raporlarında A harfi ile gösterilen ve haritada yol olarak görünen kırmızı kalemle boyanmış 205,87 metrekarelik taşınmazın yol olarak yapılan tespitinin iptali ile haritasında yol olarak gösterilen kısımdan ayrılarak tespit ve tescili … ve … oğlu, Ermenek 10.06.1972 doğumlu, Karaman ili, Ermenek ilçesi, Kazancı Türbeseki mahallesi nüfusuna kayıtlı davacı … adına yapılan Karaman ili, Ermenek ilçesi, Kazancı Türbeseki mahallesi 197 ada 35 parsel sayılı taşınmaza eklenmek ve diğer hususlar aynı kalmak suretiyle Karaman ili, Ermenek ilçesi, Kazancı Türbeseki mahallesi 197 ada 35 parsel sayılı taşınmazın 1027,63 metrekare olan yüzölçümünün 1233,50 metrekare olarak düzeltilerek tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere ve kural olarak kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakılan bir yer için tespit öncesi zilyetlik hukuksal nedenine dayanılması halinde tespit dışı bırakılma tarihinden, davanın açıldığı tarihe kadar makul sürenin kaçırılmaması gerekir. Tespit sonrası imar-ihya ve zilyetlik nedenlerine dayalı tescil isteklerinde ise, tespit dışı bırakıldığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar, öncelikle imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten itibaren yirmi yıllık sürenin aralıksız-çekişmesiz davacı yararına gerçekleşmesi zorunludur.Yine, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde açıklanan 10 yıllık hak düşürücü süre; kadastro tutanağı düzenlenen yerlerle ilgili olup, tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra dava açılamayacağına ilişkindir.
Somut olaya gelince; uyuşmazlık konusu taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmediğine göre, eldeki davada 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinin yukarıda açıklandığı üzere uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Davacının nizasız komşu 197 ada 35 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti 28.11.2005 tarihinde yapılmıştır. Eldeki dava 13.04.2010 tarihinde açılmıştır. Bu durumda, Dairenin kararlılık kazanmış içtihatlarına göre tespit öncesi neden için makul süre geçmiştir. Tespit sonrası neden için ise yirmi yıllık süre dolmamıştır. Açıklanan ilkeler gözönünde tutularak davanın belirtilen nedenlerle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle usul ve kanuna aykırı görülen yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK.nun 440/III-2 bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 30.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.