YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3095
KARAR NO : 2012/8966
KARAR TARİHİ : 11.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil
… ile Hazine ve Akyamaç Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Siirt Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 20.12.2011 gün ve 181/1324 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuki nedenlerine dayanarak mevkii ve sınırları dava dilekçesinde gösterilen tapusuz taşınmazın vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur. Diğer davalı … Köyü temsilcisi, dava konusu taşınmazın davacının zilyetliğinde bulunduğunu belirterek davaya itirazının olmadığını bildirmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 23.11.2011 tarihli krokide A harfi ile gösterilen 21442,75 m2, D harfi ile gösterilen 18340,89 m2 ve F harfi ile gösterilen 1189,93 m2 yüzölçümündeki taşınmazların davacı adına tesciline, B, C ve F (E olmalı) harfleri ile gösterilen yerlerin ise taşlık kayalık yerlerden olup ziraata elverişli olmadığından reddine karar verilmiştir.
Hükmün kabule ilişki bölümü, süresinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu taşınmaz: 1983 yılında yapılan tapulama çalışmasında yürürlükte bulunan 766 sayılı Tapulama Kanunu’na göre “taşlık-kayalık” ve tarımsal amaçla kullanılan yerlerden olmadığından tespit dışı bırakılmıştır. Mahkemece, ziraat bilirkişisinin tarım arazisi olduğunu bildirdiği, orman mühendisinin orman sayılmayan alanlardan olduğunu saptadığı, yerel bilirkişi ve tanıkların davacı ve babasının eklemeli 20 yılı aşkın süreli zilyetliğini açıkladığı gerekçeleriyle yazılı şekilde karar verilmişse de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli görülmemiştir. Şöyle ki; dosyaya getirtilip mahkeme kasasında saklanan 1984 tarihli hava fotoğrafına göre orman sayılan alanlardan olmadığı orman mühendisi tarafından bildirilmişse de çekim tarihindeki niteliği belirlenmediği gibi konusunun uzmanı olan harita mühendisine üç boyutlu uygulama yaptırılmamıştır. Diğer yandan, dava konusu yere ait olduğu bildirilen fotoğraflar mevcut ise de onaylanmamıştır.
Böyle bir yerin emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesini müteakip, kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi suretiyle 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre kazanılması mümkündür.
Bir arazinin kullanım süresi ile niteliğinin ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihin en iyi belirlenme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için hava fotoğrafındaki yerin duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve fotoğraf üzerine işaretletilmesi gerekir. Mahkeme kasasında muhafaza edilen 1984 yılına ait hava fotoğrafının stereoskopla incelenmesi gerekir. Stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelendiğinde arazinin üç boyutlu görülmesi, taşınmazın çekim tarihindeki sınırlarının ve niteliğinin belirlenebilmesi, bu yolla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılabilmesi mümkündür. Mahkemece, uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için hava fotoğrafından gereği gibi yararlanılmamıştır.
Hal böyle olunca, mahkemece yapılacak iş; yerel ve teknik fen bilirkişiler ile jeodezi veya fotogrametri uzmanı harita mühendisinden oluşacak uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, stereoskopik çift hava fotoğrafının stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak; çekişme konusu taşınmaz hava fotoğrafında gösterilmeli, bu yerin önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılması gerekir. Tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri de bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporuyla denetlenmelidir. Bundan ayrı, taşınmazın şu an ki durumunun tespiti bakımından değişik açılardan fotoğrafları çektirilerek, mahkeme hakimi tarafından onaylandıktan sonra dosya kapsamına alınmalı, iddia ve savunma çerçevesinde toplanan diğer tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesinde belirtilen miktar sınırlamaları da göz önünde bulundurularak, sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik incelemeyle karar verilemez.
Her ne kadar, 23.11.2011 tarihli krokide F harfi ile gösterilen 1189,93 m2’lik bölüm hakkında hükmün birinci fıkrasında kabul, ikinci fıkrasında ise ret kararı verilmişse de; gerekçede yapılan açıklamalara göre, gerçekte reddedilen taşınmaz bölümün aynı tarihli krokide E harfi ile gösterilen 2659,26 m2 yüzölçümlü taşınmaz olduğu anlaşıldığından, maddi hata niteliğinde kabul edilen bu yanlışlığın mahallinde düzeltilmesi mümkün olduğundan ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır.
Yukarıda açıklanan gerekçeler nedeniyle davalı … vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün eksik araştırma ve incelemeye dayalı kabule ilişkin bölümünün 6100 sayılı HMK’nun geçici 3.maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA ve taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 11.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi