Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/3875 E. 2012/9717 K. 01.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3875
KARAR NO : 2012/9717
KARAR TARİHİ : 01.11.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ile … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair … Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 21.10.2011 gün ve 271/546 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, dava dilekçesinde kapsamlı olarak açıkladığı üzere dava konusu 101 ada 159 parselde kayıtlı taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … 06.10.2010 tarihli dilekçesinde özetle dava konusu çeşmenin yapımına davacının bir katkısının olmadığını, bu çeşmenin tüm köy halkının imece usulü çalışmasıyla inşa edildiğini, kadastro tespitinin doğru olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Öteki davalılar, yargılama oturumlarında davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. Ancak, davalı … 04.11.2010 tarihli oturumda özetle “…101 ada 159 parsel sayılı taşınmaz davacıya aittir. Bu taşınmaz üzerinde bulunan çeşme davacı ve davalıların müşterek kullanımıdır. Dava konusu yerde benim ve diğer davalıların payı bulunmamaktadır. Açılan davayı bu şekilde kabul ediyorum…” şeklinde açıklama yapmış, beyanını imzasıyla onaylamıştır.
Mahkemece, tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda dava konusu yerin babaları Şerafettin’den kaldığı, köydeki bütün taşınmazların taksim edildiği, ancak dava konusu taşınmazın taksime konu olmadığı, tarafların murisleri tarafından bu zamana kadar ortak kullanılan yerlerden olduğu, niteliği gereği çeşme olarak kullanıldığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; dava konusu 101 ada 159 parsel sayılı taşınmaz senetsizden 20.90 m2 olarak kargir çeşme ve bahçesi niteliğiyle 21.11.2005 tarihinde paylı mülkiyet üzere … ve dört arkadaşı adına tespit görmüş itirazsız olarak kesinleşmekle 08.01.2010 tarihinde tapu kaydı oluşturulmuştur. Dosyada mevcut tapu kaydına göre taraflar adına tescillidir. Mahalli bilirkişiler ve davacı tanıkları özetle nizalı taşınmazın ve dava dışı taşınmazların miras bırakan Şerafettin’den kaldığını, murisin tüm terekesinin taksim edildiğini, fakat bu yerin taksim dışı bırakıldığını söylemişlerdir. Öyle ise dava konusu taşınmazın tüm tarafların ortak kullanımına bırakılan bir yer olduğunun kabulü gerekir. Tüm bunlardan ayrı olarak davalılardan … 04.11.2010 tarihli 1 nolu oturumda özetle; dava konusu parselin davacıya ait olduğunu, üzerinde tarafların kullandığı müşterek çeşme bulunduğunu, açıklayarak davayı bu şekilde kabul ettiğini beyan etmiştir. Açıklamalarını imzasıyla onaylamıştır. Bilindiği üzere ve kural olarak kabul beyanı açıklandığı andan itibaren kesin hükmün sonuçlarını doğurur ve karşı tarafın kabulüne bağlı değildir.
Hal böyle olunca; davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ancak davalılardan paydaş …’ın yukarıda sözü edilen kabul beyanı dikkate alınarak bu kişiye hasren davanın kabulüne karar verilmesi gerekli ise de mahkemece görev yönünden red kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları tüm bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK. nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 01.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.