YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4524
KARAR NO : 2012/5082
KARAR TARİHİ : 31.05.2012
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katkı payı ve katılma alacağı
Sevcan Yılmaz ile … aralarındaki katkı payı alacağı ve katılma alacağı davasında ihtiyati tedbir kararının reddine dair İzmir 10. Aile Mahkemesinden verilen 16.04.2012 gün ve 289/Esas sayılı ara kararının Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde; 1992 yılında evlenen ve aralarında boşanma davası bulunan vekil edeni ile davalının evlilik birliğinin devamı içinde 1996 yılında satın aldıkları ve üzerine üç katlı bina yaptıkları 158 ada 1 parselin davalı koca adına tapuda kayıtlı bulunduğunu, taşınmazın edinmesinde ve üzerindeki binanın yapımında davacının gerek SGK’lı gerekse de gündelikçi olarak çalışmasından kazandığı paranın kullanıldığını açıklayarak katkı payı ve katılma alacağı talebinde bulunmuş, 12.04.2012 tarihli dilekçesi ile arsa ve üzerindeki binadan kaynaklanan alacağına ilişkin olarak üçüncü kişiye devrin önlenmesi amacıyla davalının tapudaki payı üzerinde ihtiyati tedbire karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, 16.04.2012 tarihli ara karar ile davacının talebinin alacak isteğine ilişkin olup tedbir istenen taşınmazla doğrudan ilgili bulunmadığından tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararına karşı davacı vekili tarafından kanun yoluna başvurulmuştur.
6100 sayılı …nun Geçici 3/3. maddesinin düzenlemesi ile Bölge Adliye Mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemeler göreve başlayana kadar 1086 sayılı Kanunun 6100 sayılı Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanacaktır. Bu durumda …nun 341. maddesi ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi ile bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurma Bölge Adliye Mahkemelerine görev olarak verildiğine göre, …nun 391/3. maddesi gereği ihtiyati tedbir isteğinin reddine ilişkin kararlara karşı kanun yoluna gidilebileceği ve bu isteğin Yargıtay tarafından inceleneceği hususunda duraksamamak gerekir.
Somut olayda, davacı vekilinin, açmış olduğu katkı payı ve katılma alacağı davası sonunda elde edebileceği alacağını güvence altına almak amacı ile ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu görülmektedir. İhtiyati tedbir öğretide “…kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte, geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.” şeklinde tarif edilmiştir (Medeni Usul Hukuku 12.Baskı Sh.714-Prof. Dr. … …, Prof. Dr. … …, Prof. Dr. … …). Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbirin diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu şey üzerinde yeni bir takım ihtilafların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.
Nitekim 6100 sayılı …nun onuncu kısmının birinci bölümünde düzenlenen ihtiyati tedbir müessesesi 389.madde başlığında “geçici hukuki korumalar” olarak vasıflandırılmış ve aynı maddenin birinci fıkrasında “mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir” şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep, verilecek karar ve içereceği hususlar, teminat, kararın uygulanması gibi sair hususlarda yapılması gerekli usul ve prosedür açıklanmıştır.
Anılan yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı tarafın dava ile elde edebileceği alacağı güvence altına alma amacı ile ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu, dava konusu taşınmazın tapu kaydı üzerine konacak olan tedbir sebebiyle davalı taraf mağdur olmayacağı gibi tedbir istenen taşınmazın dava sırasında devredilmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşabileceği ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikme sebebiyle bir sakınca yahut ciddi bir zarar da doğabileceği endişesi de gözetilerek, mahkeme gerekçesinde belirtildiğinin aksine tedbire konu taşınmazın dava konusu olması karşısında tarafların menfaat dengesi ve ihtiyati tedbirin amacı birlikte düşünüldüğünde davacının ihtiyati tedbir talebinin …nun 389 ve devamı maddeleri dikkate alınarak 391/3. maddesi gereğince kabulü ile isteğin taşınmazın tapu kaydına başkasına devrinin önlenmesi yönünden davalı oldukları bildirilerek geçici hukuki koruma niteliğindeki ihtiyati tedbir kararı konulması gerekirken yazılı şekilde reddedilmiş olması doğru olmamıştır.
Davacı vekilinin kanun yolu başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile usul ve yasaya uygun görülmeyen ihtiyati tedbir isteğinin reddine ilişkin kararın 6100 sayılı kanunun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, …nun 391/3 maddesi uyarınca kesin olarak ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 31.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.