YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6239
KARAR NO : 2012/6778
KARAR TARİHİ : 05.07.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair …Sulh Hukuk Mahkemesinden verilen 07.04.2011 gün ve 121/62 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, satın alma ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik nedenlerine dayanarak, davalı adına tapuda kayıtlı 162 ada 26 parselin tapu kaydının kısmen iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, 162 ada 26 parsel kapsamında kalan ve teknik bilirkişilerin 06.07.2010 hakim havaleli raporunda A harfi ile gösterilen 51,44m²’lik yer ve aynı rapor ve krokide B harfi ile gösterilen 53,83m²’lik yerin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; dava konusu 162 ada 26 parsel kadastro çalışmaları sırasında, 20 yıldan fazla süredir zilyetliğinde bulunduğu ancak mirasçılarının tamamının bilinemediği açıklanarak, belgesizden ölü Mustafa Rifat Türk adına 19.07.1996 tarihinde tespit edilmiştir. Dava dışı … tarafından tespite itiraz edilmiş, Beydağ Kadastro Mahkemesinin 27.09.1999 tarih 1998/69 Esas 1999/28 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine parselin tespit maliki mirasçıları …, …ve Yadikare Türk adına 1/3’er pay oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün Yargıtay denetiminden geçerek 04.07.2000 tarihinde kesinleşmesi üzerine tapu kaydı oluşmuştur. Kayıt maliklerinden …’ün oğlu davalı, taşınmazı tapuda satış ve devir ile 13.05.2004 tarihinde edinmiştir.
Davacıya ait dava dışı 162 ada 32 parsel ile dava konusu aynı ada 26 parsel bitişik olup, çözüme kavuşturulması gereken husus, ortak sınırın geçtiği yerin tespitidir. Başka bir anlatımla, davacı tarafın gösterdiği taşınmaz bölümünün davacının zilyet ve tasarrufunda bulunduğu taşınmaz içinde kalıp kalmadığının saptanmasıdır. Hukuki niteliği yanında maddi olaylardan sayılan zilyetlik, tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının beyanlarına göre, çekişme konusu taşınmazın davacının tasarrufunda olduğu tespit edilememiştir. Yerel bilirkişiler taşınmazlar arasındaki ortak sınırı bilmediklerini açıklamışlardır. TMK.nun 6.maddesi gereği davacının iddiasını kanıtlayamadığı sonucuna varılmıştır.
Hal böyle olunca kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davalı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve kanuna aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 440/III-2 bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna ve 18,40 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 05.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.