Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2013/16095 E. 2014/3797 K. 10.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16095
KARAR NO : 2014/3797
KARAR TARİHİ : 10.03.2014

MAHKEMESİ : İstanbul 10. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/07/2013
NUMARASI : 2013/85-2013/633

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

K A R A R

Takip dayanağı İstanbul 27.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/197 Esas ve 2012/204 Karar sayılı ilamında, “ ..51.129,18 EURO’nun 21.10.1999 tarihinden, 20.10.2000 vade tarihine kadar yıllık %23 akdi faiziyle, bu tarihten itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine…” karar verilmiştir.
Bu ilamla başlatılan takipte, borçlunun faize itirazı üzerine, Mahkemece, bilirkişiden alınan rapora göre fazla istendiği tespit edilen faizin iptaline karar verilmiş, borçlu vekilince hüküm temyiz edilmiştir.
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un, 3678 sayılı Yasa ile değişik 4/a maddesinde; Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde, Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanacağı belirtilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti M..B.. Tebliğleri gereğince, bankalar uygulayacakları azami faiz oranlarını serbestçe tespit ederek, Türkiye Cumhuriyeti M.. Bankası’na bildirmek zorundadırlar. Bildirilen bu oranlar bankaların mevduat kabulünde uygulayabilecekleri azami oranlar olup, fiilen uyguladıkları oranlar ile farklılık gösterebilmektedir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; TCMB’nin Türkiye Barolar Birliği’nin talebi üzerine, bankaların 2000-2011 yılları arası dönemde fiilen uyguladıkları oranları tesbit ederek bildirdiğine ilişkin üst yazı ve ekinde ki oranların, 1999 yılı ve 2012 yılı için de; kendisi tarafından temin edilen Z.. ve V.. Bank’ın faiz oranları nazara alınarak istenebilecek faizin hesap edildiği anlaşılmaktadır.
O halde, Mahkemece, ilam ve yasa maddesi nazara alınarak, Devlet bankalarının takip konusu yabancı paraya fiilen uyguladığı en yüksek faiz oranlarının, ilgili bankalar genel müdürlüklerinden sorularak tespit ile bu oranlar esas alınarak faiz hesabı yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken, bilirkişinin şahsi çabası ile temin etttiği oranlara göre yaptığı hesaplamanın kabul edilerek hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4.(HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3.maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 10.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.