YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18537
KARAR NO : 2014/14803
KARAR TARİHİ : 11.07.2014
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… ve müşterekleri ile … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 09.10.2012 gün ve 35/361 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava dilekçesinde; öncesi 684 ifraz sonucu 1972 parsel numarasını alan taşınmazın davalıların mirasbırakanı… adına paylı mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı bulunduğunu, vekil edenlerinin murisi tarafından 1967 yılında…’den taşınmazı satın aldığını, kayıt maliki…’in 20.07.1968 tarihinde öldüğünü, 1967 yılından beri vekil edenlerinin taşınmaz üzerinde aralıksız çekişmesiz malik sıfatıyla zilyet olduklarını açıklayarak muris… adına bulunan tapu kaydının iptali ile vekil edenleri adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece; “… dava konusu taşınmazın dosyadaki belgelere göre davalılar tarafından zilyet olunduğunu, tapulu taşınmazın 743 sayılı TMK’nun 634, 642, BK’nun 213 ve TK’nun 26. maddesi gereğince resmi şekilde yapılmayan satışların geçersiz bulunduğunu, ayrıca 3402 sayılı KK’nun 12/3. fıkrasında yer alan 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini gerekçe göstermek suretiyle davanın reddine..” karar verilmesi üzerine davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMKnun 713/2 fıkrasında öngörülen “..maliki yirmi yıl önce ölmüş..” ve tapu kütüğünün hukuki değerinin bu nedenle yitirmiş hukuiki sebebine dayalı olarak TMKnun 713/1 ve 2. fıkraları gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Mahkemece, tapulu taşınmazların satışlarının resmi şekilde yapılmadığı, davalıları zilyet olduğu ve olayda on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TMKnun 713/2.fıkrasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davalarında harici satışların diğer zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarında gerçekleşmesi halinde, sadece satın alanın taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin başlangıç tarihi bakımından önem taşımaktadır. Bunun dışında bu tür harici satışların hukuki bir değer taşımayacağı ve hukuki bir sonuç doğuramayacağı, sadece harici satış sözleşmelerin kişisel hak doğuracağı hususu mahkemenin de değindiği gibi doğrudur. Öte yandan, 3402 sayılı KK’nun 12/3. maddesinde yer alan on yıllık hak düşürücü süre; sadece kişinin kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayalı olarak açtığı davalarda uygulama alanı bulmaktadır. Kadastro tutanağı dosya arasında bulunmadığından ve kadastro tespit tarihi belirlenemediğinden davacının kadastrodan öncesi hukuki sebebe dayanıp dayanamadığı belirlenememiştir. Ancak, dosya arasında bulunan 684 sayılı parselin tapu kaydına göre, tapu kaydı 12.03.1974 tarihinde hükmen oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu bakımdan kadastro öncesi hukuki neden açısından on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği doğru kabul edilebilir.
Ne var ki, davacı taraf aynı zamanda kadastrodan sonraki hukuki sebebe dayalı olarak TMK’nun 713/2. fıkrası gereğince davasını açmıştır. İddia ve savunma doğrultusunda bu hususun araştırılması gerekir ise de, 1972 sayılı parselin öncesi olan 684 sayılı parselin tapu kaydı üzerinde yapılan incelemede davalıların mirasbırakanı… adına 963/5490 payın hükmen 1974 tarihinde tapu kaydının oluştuğu, 27.05.1987 tarihinde…’in mirasçıları olan …, …, …, … ve … adına intkal gördüğü, daha sonra bazı mirasçıların kendi aralarında taşınmazı taksim ettikleri, tapu kaydı kapsamı ile sabit bulunduğu, bundan ayrı mirasbırakan ve kayıt maliki… ile ölen kızı …’nun dosya arasında bulunan veraset belgesi üzerinde yapılan incelemede tüm mirasçılarının davalı olarak davada yer aldıklarının belirlendiği saptanmıştır.
Her ne kadar, mahkemece, herhangi bir keşif yapılmadan ve TMKnun 713/1 ve 2. fıkrasındaki koşulların oluşup oluşmadığı yönünde her hangi bir araştırma, inceleme ve değerlendirme yapılmadan 21.10.2006 ve 21.10.2011 tarihli davacı tarafla ilgisi olmayan kira sözleşmeleri gözönünde bulundurularak değerlendirme yapılarak karar verilmiş olması doğru değil ise de, davalıların ortak miras bırakanı…’in 20.07.1968 tarihinden tapu kaydının mirasçılar adına intikal gördüğü 27.05.1987 tarihine kadar TMKnun 713/1 ve 2. fıkrasında yer alan ölüm hukuki sebebi bakımından yirmi yıllık kazanma süresinin dolmadığı, dosya kapsamındaki tapu kayıtları diğer resmi kayıt ve belgelerden anlaşıldığından davanın yirmi yıllık kazanma süresinin dolmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken başka sebeplerle davanın reddine karar verilmiş ise de, red kararı sonucu itibariyle doğru bulunmaktadır. Bu aşamadan sonra TMKnun 713/1 ve 2. fıkralarındaki koşulların araştırılıp belirlenmesi ve değerlendirilmenin yapılması sonuca etkili görülmemektedir. Çünkü, ölüm tarihinden (20.07.1968) tapu kaydının mirasçılar adına intikal gördüğü 27.05.1987 tarihine kadar yirmi yıllık kazanma süresinin dolmadığı resmi kayıtlarla sabittir.
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenlerle reddi ile sonucu itibariyle doğru bulunan yerel mahkeme hükmünün ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 21,15 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 11.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.