YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21905
KARAR NO : 2015/3247
KARAR TARİHİ : 09.02.2015
MAHKEMESİ : . İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili,..İcra Müdürlüğü’nün 2012/833 Esas sayılı dosyasında borçlu … ‘nin borcundan dolayı müvekkili şirkete ait olan menkullerin iş yerinde haczedildiğini, mahcuzların müvekkili şirket tarafından fatura karşılığı satın alındığını iddia ederek davanın kabülüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı şirket ile borçlu şirket arasında gayri resmi bir ortaklığın bulunduğunu, borçlunun ihraç ettiği mallara ilişkin gelen paranın davacıya aktarıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; ibraz edilen faturaların mahcuzlarla uyumlu olmadığı, borçlu şirketin … …adlı firmadan hesabına gönderilen paranın davacı şirkete aktarıldığı, fatura düzenleyen şirketlerin davacı şirketle cari çalıştığı, bu itibarla fatura karşılıklarının nasıl ödendiğinin saptanamadığı, haciz sırasında hazır bulunan davacı şirket muhasebecisinin beyanı göz önüne alındığında borçlu şirket ile davacı şirket arasında organik bir bağın bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edildikten sonra davalı vekili 02.12.2014 havale tarihli dilekçe ile davayı kabul etmiştir. Ayrıca dosyada bulunan vekaletnamede anılan vekilin davayı kabul yetkisinin bulunduğu görülmüştür.
HMK’nun 310. maddesine göre davayı kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. HMK’nun 311. maddesine göre ise kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Davalı vekili henüz hüküm kesinleşmeden verdiği 02.12.2014 havale tarihli dilekçe ile davayı kabul ettiğini bildirmiştir. O halde kabul beyanı hakkında bir karar verilmesi zorunluğu doğmuştur. Ancak Mahkemece, davadan el çekilmesi nedeniyle bu dilekçe üzerine işlem yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davayı kabul dilekçesi üzerine Mahkemece işlem ifası için mahkemenin dosyayı yeniden ele almasını sağlamak gerekmektedir. Öyle ise davanın kabulü dilekçesini aynı zamanda temyiz dilekçesi gibi yorumlamak, Mahkemenin işlem
-//-
yapabilmesi için kararın bozularak dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek zorunluğu vardır. Karar kesinleşinceye kadar davanın kabulünün mümkün olduğuna, mahkemece, bir karar verilip, davadan el çekildikten sonra davalı vekili tarafından dava kabul edildiğine ve bu aşamada kabul hakkında karar verme yetkisi yerel mahkemeye ait bulunduğuna, göre; davalı vekilinin davayı kabul beyanı hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle,hükmün İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde iadesine
09.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.