Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/13203 E. 2015/22214 K. 10.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13203
KARAR NO : 2015/22214
KARAR TARİHİ : 10.12.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

… ile … ve … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ….. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 09.12.2010 gün ve 376/506 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı vekili, vekil edeninin dava konusu 1346, 2592 ve 2591 parsel sayılı taşınmazların 3/4 payının maliki olduğunu, 1/4 hisse sahibi Sadiye Mehmet kızının ismi yeterli yazılmadığı gibi ölü olduğunun sanıldığını açıklayarak TMK 713. maddesi gereğince dava konusu taşınmazlarda Sadiye Mehmet kızı adına kayıtlı tapu hisselerinin iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Dahili davalı …, elbirliği mülkiyetine konu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ile edinilmesinin mümkün olmadığını açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuş, diğer davalılar bir savunma getirmemiştir.
Mahkemece, tapulu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ile kazanılmasının mümkün olmadığını, olayda TMK 713 maddesine dayanılarak tapu kaydının hukuki değerini yitirdiği ileri sürülmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanun’un açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nun 713/2 maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya yirmi yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir. Kanun maddesinde de açıkça yazılı olduğu üzere, yazılı her üç neden ayrı davaların konusudur.

Dava dilekçesi, temyiz dilekçesi içeriği ve dosya kapsamına göre davacı taraf TMK’nun 713/2 maddesindeki ” ölüm ” nedenine dayanarak eldeki davayı açmıştır.
Tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesine imkan tanıyan TMK’nun 713/2. fıkrasında yer alan üç halden biri olan “…ölmüş…” ibaresi , “Anayasa Mahkemesi’nin 17.03.2011 tarih ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmişse de, Dairenin sapma göstermeyen uygulamalarında, Anayasa Mahkemesi’nce yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği 17.03.2011 tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu kabul edilmektedir.
Somut olaya gelince; dava konusu 1346 parsel sayılı taşınmazın, 16.04.1984 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında Şubat 1936 tarih 822 sıra ve 28.12.1964 tarih 335 sıra sayılı tapu kayıtlarına istinaden ”3/4 hissesi …, 1/4 hissesi Mehmet kızı Sadiye adlarına ” tespit edildiği; tutanağın itiraz üzerine tapulama komisyonu kararı gereğince 13.2.1987 tarihinde kesinleştiği, dava konusu 2591 ve 2592 parsel sayılı taşınmazların ise Keşan 1.Asliye Mahkemesinin 1987/48 Esas, 1988/305 Karar sayılı ilamı ile 1347 ve 1342 parsel sayılı taşınmazlardan ifraz edilerek 3/4 hisse davacı … ve 1/4 hisse Mehmet kızı Sadiye adına tescil edildiği ve mirasçılarının davaya dahil edildiği görülmüştür.
Bu açıklamalar karşısında; davada TMK’nun 713/2. maddesinde yer alan “ölüm” sebebine dayanıldığı göz önünde bulundurularak, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlık hatalı nitelendirilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.