Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/13210 E. 2015/22210 K. 10.12.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13210
KARAR NO : 2015/22210
KARAR TARİHİ : 10.12.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

… ve müşterekleri ile … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 05.02.2013 gün ve 525/32 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacılar vekili, dava konusu 861 ada 1,2,7,11,12,13,14 parsel ve 841 ada 3 parsel sayılı taşınmazların … adına tespit ve tescil edildiklerini, …”ün yaklaşık 45 yıl önce öldüğünü ve dava konusu taşınmazların vekil edenlerinin zilyetliğinde bulunduğunu, vekil edenleri yararına TMK 713/2 maddesi kapsamında kazanma koşullarının oluştuğunu açıklayarak, dava konusu taşınmazların … adına kayıtlı tapularının iptali ile, vekil edenleri adlarına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, TMK 713/2 kapsamında kazanma koşullarının oluşmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, kayıt maliki Haşan oğlu …’ün tapu kütüğünden anlaşılmayan kişi olarak kabul edilmeyeceğini, davanın gaiplik sebebine göre yürütülmesi gerekeceği, Haşan oğlu …’ün gaipliğine ilişkin kararın bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesi, temyiz dilekçesi içeriği ve dosya kapsamına göre davacı taraf TMK’nun 713/2 maddesindeki “ölüm” nedenine dayanarak eldeki davayı açmıştır.
Tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ye zilyetlik yoluyla edinilmesine imkan tanıyan TMK’nun 713/2. fıkrasında yer alan üç halden biri olan “… ölmüş…” ibaresi, “Anayasa Mahkemesi’nin 17.03.2011 tarih ve 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı kararıyla iptal edilmişse de, Dairenin sapma göstermeyen uygulamalarında, Anayasa Mahkemesi’nce yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği 17.02.2011 tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu kabul edilmektedir.
./.
Somut olaya gelince; dava konusu 861 ada 1,2,7,11,12,13,14 parsel ve 841 ada 3 parsel sayılı taşınmazların 05.05.2001 tarih 1517 yevmiye numaralı işlemle imar nedenine dayalı olarak … adına tescil edildikleri, taşınmazların evveliyatı olan 181 ada 28 parsel sayılı taşınmazın, 27.12.1973 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında senetsizden … adına tespit edildiği, tutanağın itirazsız olarak kesinleşmesiyle 24.2.1976 tarihinde tapuya tescil edildiği, beyanlar hanesinde …’ün ölü olduğu ve üzerindeki meyve ağaçlarının Mehmet Saraçoğlu’na ait olduğunun belirtildiği, taşınmazın mirasçılarına intikal ettirilmediği görülmüştür.
Mahkemece yapılması gereken; bu tür davalarda öncelikle kayıt maliklerinin mirasçılarının belirlenmesi ve husumetin bu mirasçılara yöneltilerek taraf teşkilinin sağlanması, kayıt maliklerinin mirasçı bırakmadan ölmüş olması halinde TMK’nun 501 maddesi gereğince terekesinin devlete kalacağı gözetilmelidir. Her ne kadar davacılar vekili, … 3.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/422 Esas sayılı dosyası ile kayıt maliki …’ün mirasçılık belgesinin temini için dava açtıklarını beyan etmiş iseler de, dosya içeriğinden, bahsi geçen davada …’ye husumet yöneltililp yöneltilmediği anlaşılamadığı gibi, davacı vekilinin talebi üzerine dosyanın neticesi de beklenilmemiştir. Bu halde mahkemece taraf teşkilinin sağlanabilmesi için öncelikle kayıt maliki …’ün … hasım gösterilmek suretiyle veraset belgesinin temin edilmesi amacıyla davacıya süre ve imkan tanınması, mirasçılarının tespiti halinde, davanın mirasçılara yöneltilmesi, kayıt malikinin mirasçısının bulunmadığının tespiti halinde, TMK’nun 501 maddesi gereğince tereke devlete kalacağından davanın reddine karar verilmesi, kayıt malikinin mirasçılarının tespiti halinde davanın veraset belgesinde ismi geçen mirasçılara yöneltilerek, tarafların bildireceği deliller toplandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davada gerek taraf teşkili sağlanmadan gerekse eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harcın istek halinde davacılara iadesine 10.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.