YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15526
KARAR NO : 2016/5884
KARAR TARİHİ : 31.03.2016
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3. kişi vekili, haczin müvekkilinin adresinde yapıldığını, haciz esnasında müvekkili şirket temsilcisinin şirketler arasında isim benzerliği olduğu ve hacze itiraz ettiği halde haczin yapıldığını, müvekkili şirketin ve borçlu şirketin ortaklık yapısının ve faaliyet konularının farklı olduğunu, şirketler arasında isim benzerliğinin bulunduğunu, bu benzerliğin ortak ve yetkililerinin soyadlarının da aynı olmasından kaynaklandığını, haczedilen malların müvekilli şirketin defterlerinde kayıtlı olduğunu iddia ederek davanın kabulü ile haczin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlu ile davacı 3. kişi arasında organik bağın bulunduğunu, borçlu şirket yetkilisi …’in davacı şirketin kurucu ortaklarından olup, davacı şirketin yetkilisi olduğunu, davacı ve borçlu şirket yetkililerinin akraba olduğunu, davacı şirket ile borçlu şirketin faaliyet konularının aynı olduğunu, davacı ile borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak için birlikte hareket ettiklerini, davacı tarafça dosyaya sunulan faturaların içeriğinin haczedilen muhcuzlarla örtüşmediğini, faturaların istihkak iddiasını kanıtlamak için yeterli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; her iki şirketin yöneticilerinin isimlerinin … olduğu, dolayısıyla haciz işleminin yapıldığı … ve bu şirketin yöneticisi olan … TC kimlik numaralı …’in borçlu olmadığı, asıl borçlunun … TC kimlik numaralı …’in yöneticisi olduğu …. olduğu, TC kimlik numaraları itibariyle asıl borçlu olmadığı kolayca tespit edilebilecek olmasına, borçlu şirketin ortağı … ile haciz işlemi yapılan şirketin ortağı …’in farklı kişiler olduğunun beyan edilmesine karşın, haciz işlemine devam edilmesi yönünde ısrar edilerek İcra Müdürlüğü görevlilerinden talepte bulunulmuş olması sebebiyle, davalı alacaklının haczi yaptırmakta kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile alacaklının kötü niyetli olarak hareket ettiği değerlendirildiğinden hacizli malın %15’i oranında tazminata mahkum edilmesine karar verilmiştir.
Davalı alacaklı vekili tarafından nispi temyiz harcı, 21.04.2014 tarihinde yatırılmışsa da, Mahkemece tesis edilen 07.05.2014 tarihli ek karar ile temyiz dilekçesinin temyiz süresi geçtikten sonra UYAP üzerinden Mahkeme’ye gönderildiği gerekçesiyle, temyiz talebinin süre yönünden reddine karar verilmiş; ek karar süresi içerisinde davalı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz istemi, 07.05.2014 tarihli temyiz talebinin reddine ilişkin ek karara yöneliktir. Gerek yargılama dosyası gerekse UYAP ortamındaki bilgi ve belgelere göre, davanın kabulüne ilişkin kararın temyiz eden davalı alacaklı vekilinin yokluğunda verildiği, gerekçeli kararın davalı alacaklı vekiline usulune uygun olarak 11.04.2014 tarihinde tebliğ edildiği, 21.04.2014 tarihinde ise … Mahkemeler Veznesi’ne nispi temyiz harcının yatırıldığı görülmektedir. Ancak, davalı vekilinin temyiz dilekçesini Mahkeme’ye UYAP sistemi üzerinden 25.04.2014 tarihinde gönderdiği görülmektedir. Bu bilgiler ışığında, temyiz dilekçesi yasal temyiz süresi geçtikten sonra Mahkeme’ye sunulmuştur. Buna göre, temyiz dilekçesi sunulmadan salt temyiz harcının yatırılması, hükmün temyiz edildiği anlamına gelmez. Ek temyiz dilekçesindeki beyanlara göre temyiz dilekçesinin 25.04.2014 tarihinde Mahkeme’ye gönderildiği hususu davalı alacaklının da kabulündedir. Bu nedenlerle usul ve yasaya uygun olan ek kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davalı alacaklı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan temyiz talebinin reddine yönelik ek kararın ONANMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 2.660,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 7.927,85 TL’nin temyiz edenden alınmasına,
31.03.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, üçüncü kişi tarafından İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açılan hacizli malda istihkak istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiş; mahkemece bu defa davalının temyiz isteğinin süresinde olmadığından bahisle reddine ilişkin ek karar verilmiştir. Davalı bunun üzerine ek kararı süresinde temyiz etmiştir.
6100 Sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi delaletiyle yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK’nun 434/2. maddesi uyarınca “temyiz isteği, harca tabi değilse dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği, harca tabi ise harcın yatırıldığı tarihte yapılmış sayılır.”
Somut olayda, gerekçeli karar 11.04.2014’de davalı tarafa tebliğ edilmiş, davalı alacaklı vekili tarafından 21.04.2014 tarihinde temyiz harcı yatırılmak suretiyle süresinde asıl karara yönelik temyiz iradesi ortaya konulmuştur. Her ne kadar, temyiz dilekçesi 25.04.2014’de UYAP üzerinden harcın yatırılmasından sonra gönderilmiş ise de, davalı (10) günlük temyiz süresi içinde temyiz incelemesi isteğine yönelik iradesini harcı yatırmak suretiyle ortaya koymuştur. Bu haliyle yukarıdaki yasal düzenleme gözetildiğinde, asıl karara yönelik davalı alacaklının temyiz isteğinin süresinde olduğunun kabulü gerektiğinden
mahkemenin temyizinin süresinde olmadığı gerekçesiyle reddine dair verdiği ek kararın kaldırılarak, davalının asıl karara yönelik temyizinin incelenmesi gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun ek kararın onanmasına yönelik görüşüne katılmamaktayız.