Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/18048 E. 2016/2427 K. 15.02.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18048
KARAR NO : 2016/2427
KARAR TARİHİ : 15.02.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

… ile … ve … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair … Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen … gün ve … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı asıl tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı vekili, tarafların ve dava dışı mirasçıların katılımıyla … tarihinde yapılan taksim sözleşmesiyle ortak mirasbırakandan kalan, ancak taksim sözleşmesinin yapıldığı tarihte sözleşmeye katılan kişiler adına paylı mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı olan 34 adet taşınmazın paylaşıldığını, sözleşme doğrultusunda tapuda işlem yapılarak sözleşmeye konu 30 adet taşınmazın sözleşmedeki hak sahipleri adına tescil edildiğini, ancak …, …, … ve … parsel sayılı taşınmazlarla ilgili tapuda devir işlemi yapılmadığını, davalıların bu taşınmazlardaki paylarını tapuda devretmeye yanaşmadığını açıklayarak bu taşınmazlarda davalılar adına kayıtlı payların iptaliyle davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davalıların taksim sözleşmesine katılmadığını, davalılar adına taksim sözleşmesini davacının imzaladığını, ancak sözleşmede davacının davalılara vekaleten imza attığına ilişkin bir bilginin bulunmadığını, bu nedenle sözleşmenin davalıları bağlamayacağını, ayrıca sözleşmenin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dayanılan taksim sözleşmesinin davalılar tarafından imzalanmaması ve davacının sözleşmeye davalılara vekaleten katıldığına ilişkin açıkça bir beyanın bulunmaması nedeniyle sözleşmenin davalıları bağlamayacağı, ayrıca Borçlar Kanunu’ndaki 10 yıllık genel zamanaşımının geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, yazılı taksim sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dava konusu taşınmazların da içinde bulunduğu toplam 34 adet taşınmaz için … tarihinde taksim sözleşmesi yapılmıştır. Sözleşmeye davalılar dışındaki tüm paydaşlar katılmış, davacı kendi adına asaleten, davalılar adına ise vekaleten sözleşmeyi imzalamıştır. Her ne kadar taksim sözleşmesinde açıkça davacının davalılar adına vekaleten imza attığı yazılmamış ise de; davalılar taksim sözleşmesinden önce … 2.Noterliğinde düzenlenen …

-//-

tarihli vekaletnameyle davacıyı vekil tayin etmişlerdir. Söz konusu vekaletnamede davalıların adlarına kayıtlı taşınmazlarla ilgili olarak taksim, ifraz, intikal, rızai taksim sözleşmesi de dahil olmak üzere bir taşınmazla ilgili yapılabilecek her türlü tasarruf konusunda davacıya yetki verdikleri anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacının taksim sözleşmesine kendi adına asaleten, davalılar adına vekaleten katıldığının kabulü gerekir. Davacı da duruşmadaki beyanında; taksim sözleşmesindeki davalıların ismi altında bulunan imzaların kendisine ait olduğunu, vekaletname uyarınca davalılar adına vekaleten sözleşmeyi imzaladığını belirtmiştir. Ayrıca dava konusu taşınmazlar dışındaki toplam 30 adet taşınmaz için sözleşme doğrultusunda tapuda işlem yapılmış, bunun sonucunda da … parsel sayılı taşınmaz … tarihinde 1/3’er payla davalılar ve dava dışı … adına tescil edilmiştir. Tapuda yapılan bu işlemde de davalılara vekaleten davacı, işlemleri gerçekleştirmiştir. Yine … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin derecattan geçerek … tarihinde kesinleşen … sayılı kararında da söz konusu taksim sözleşmesine değer verilmiştir. … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ve Tapu Müdürlüğünün bu sözleşmeye değer vermesi, davalıların kendi lehlerine yapılan tapudaki işleme bugüne kadar itiraz etmemiş olması ve sözleşmenin yapıldığı tarih üzerinden geçen süreler birlikte değerlendirildiğinde; davalıların sözleşmenin geçersizliğini savunmaları hakkın kötüye kullanılması (TMK m.2) niteliğinde olacaktır. Bu nedenle mahkemece … tarihli sözleşmesye değer verilerek tarafların bildirdiği tüm deliller birlikte değerlendirilerek gerçekleşecek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, sözleşmenin geçerliliği konusunda yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı asılın temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde davacıya iadesine 15.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.