YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20214
KARAR NO : 2015/4159
KARAR TARİHİ : 13.02.2015
MAHKEMESİ : İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Davacı üçüncü kişi vekili,. İcra Müdürlüğü’nün 2010/12349 sayılı takip dosyasında yapılan 10.06.2011 günlü hacze konu menkullerin üçüncü kişiye ait olduğunu, haciz adresinde borçlu şirketin faaliyette bulunmadığını belirterek istihkak iddialarının kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz esnasında yapılan evrak araştırmasında borçlu adına birçok evrak bulunduğunu, borçlu şirketin eğitim kadrosu ile birlikte haciz yapılan dershanede bulunmasının borçlu şirketin adreste faaliyette bulunduğunun göstergesi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: dinlenilen tanık beyanlarında davacı tarafından sunulan faturaların davacı 3. kişi adına düzenlendiğinin belirtildiği, dava konusu edilen mahcuzların davacı 3. kişi şirkete ait olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
Dava konusu haczin 10.06.2011 tarihinde 3. kişinin faaliyet gösterdiği adreste yapıldığı anlaşılmakta ise de haciz mahallinde borçlu şirkete ait birçok belge bulunduğu haciz tutanağı içeriği ile sabittir. Bu halde İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Aksinin davacı 3.kişi tarafından güçlü ve inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekir. Davacı 3. kişi hacizli taşınır malların kendilerine ait olduğuna dair bir kısım faturalar ibraz etmiştir.
Mahkemece, sunulan faturaların gerçekliği ve mahcuzlara uygun olup olmadığı yöntemince araştırılmadan işin esasını yönelik karar verilmesi hatalı olmuştur.
Oysaki yapılması gereken iş öncelikle, davacı ve satıcı firmaların ticari kayıtları üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile faturaların gerçek olup olmadığı, daha sonra ise yine uzman bilirkişi refakatinde mahallinde yapılacak keşif incelemesi ile dava konusu mahcuzların faturalardaki mahcuzlara uygunluğu denetlenerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar vermektir.
Belirtilen hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 133,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.