Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/20289 E. 2016/9488 K. 30.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20289
KARAR NO : 2016/9488
KARAR TARİHİ : 30.05.2016

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

Davacı 3.kişi vekili, müvekkilinin, davalı borçlunun sahip olduğu marketin devredilmesi üzerine borçlunun mallarını müvekkili şirkete devrettiğini; bu mallara karşılık müvekkili şirket yetkilisi tarafından davalıya çek verildiğini ve bu çeklerin zamanı geldikçe ödendiğini, kira sözleşmesinin devirden sonra feshedilerek müvekkili şirket tarafından yeniden kira sözleşmesi hazırlandığını, muvazaalı bir devir işlemi olmadığını, buna rağmen borçlunun borcu nedeniyle müvekkilinin iş yerinde haciz yapıldığını ileri sürerek davanın kabulü ile dava konusu mahcuzlar üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davacı ile borçlu arasında muvazaalı bir satış işlemi gerçekleştirildiğini, devir işleminin bir gecede tamamlandığını, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre borç doğumundan sonra gerçekleştirilen satış işleminin muvazaalı kabul edileceğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, sunulan belgelere göre devir tarihi 29/07/2013 ve 16/08/2013 tarihleri olması ve takip tarihinden sonra olması, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğince borç doğumundan ve özellikle de takipten sonra gerçekleştirilen satış ve devir işlemlerinin muvazaalı olduğunun kabul edilmesi, İİK’nun 280/3 maddesine göre ticari işletmenin ve iş yerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya önemli bir kısmını devir veya satın alan ya da bir kısmını iktisatla beraber iş yerini sonradan işgal eden şahsın borçlunun alacaklarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastı ile hareket ettiğinin kabul edilmesi, bu karine ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az 3 ay önce keyfiyetin yazılı olarak bildirildiği veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber ticaret sicil gazetesi ile, bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların öğrenmesini temin edecek şekilde uygun vasıtalarla ilan olunmakla ispatının mümkün olması, dosyada da bu hususların yerine getirildiğine ilişkin herhangi bir delil bulunmaması dikkate alındığında devir işleminin muvazaalı olduğu gerekçesiyle istihkak davasının reddine; takibin durdurulmasına karar verilmediği için davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hüküm, davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı istihkak davası niteliğindedir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Öncelikle davacı 3.kişi şirket ile davalı borçlu şirkete ilişkin haczin yapıldığı şubeye dair vergi ve ticaret sicil kayıtları getirtilmeli, varsa ödemeye ilişkin banka kayıtları istenilmeli, sonrasında mahcuz malların satışına ilişkin sunulan faturalar da göz önünde bulundurularak, dosya tüm haliyle mali müşavir ve bankacı bilirkişiye tevdii edilip borçlu şirket tarafından davacı 3.kişi şirkete yapılan satışların gerçek olup olmadığı, ödeme kayıtlarının tarih ve şekli de dikkate alınarak rapor aldırılması, bu rapor ve dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar dikkate alınmadan eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde hüküm kurulması hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 30.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.