YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20825
KARAR NO : 2016/9123
KARAR TARİHİ : 26.05.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
… ile Hazine, aslı müdahil … ve Kayyım … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ….. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 15.05.2014 gün ve 193/481 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Kayyım … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, müvekkilinin uyuşmazlık konusu 97 ada 212 parsel sayılı taşınmazı 1988 yılında harici satış sözleşmesiyle dava dışı …. ve ….’den satın aldığını ve anılan tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinde bulundurduğunu, tüm araştırmalara rağmen uyuşmazlık konusu taşınmazda paylı şekilde malik olan “…” ve “…”in kim olduklarının tespit edilemediğini, öncelikle anılan tapu kayıt maliklerinin kimliklerinin tespitini, mümkün olmadığı taktirde TMK’nun 713/2. maddesi uyarınca sözü edilen malikler bakımından tapunun hukuki kiymetini yitirdiğinden, dava konusu taşınmazda “…” ve “…”in maliki bulundukları payların iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.
… Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/157-1129 sayılı hükmü ile, … ili Defterdarı .., dava konusu taşınmazda nizalı payların maliki olan “…” ve “…”e kayyum olarak tayin edilmiştir. Kayyum, duruşma günü yöntemine uygun olarak tebliğ edildiği halde yargılama oturumlarına katılmamış ve davaya cevap vermemiştir.
Fer’i müdahil … vekili; nizalı taşınmazın, vekil edeninin babası …. tarafından davacıya satılmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacı yararına TMK.nun 713/2. maddesinde öngörülen kazanma koşulları gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 97 ada 212 parsel sayılı taşınmazın 22/240 payının (11/240 … kızı ve 11/240 … oğlu) tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemenin davanın kabulüne ilişkin 13.10.2011 tarihli kararının temyizi üzerine Dairemizce özetle “…davanın kayıt maliklerine, ölmüşlerse mirasçılarına yöneltilmesinin gerektiği, hiç mirasçı bırakmadan ölmüş olmaları halinde ise TMK’nun 501.
maddesi uyarınca Hazine’nin son mirasçı olarak davada yer almasının gerektiği, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanarak davaya devam edilerek bir karar verilmesi gerektiği,..” hususlarından bozma sevk edilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak yazılı şekilde karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Dava, TMK’nun 713/2. fıkrasında yer alan; “…maliki tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan…” hukuki sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1–2. fıkraları gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK’nun 10.04.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarih 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca “tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir.
Somut olaya gelince; yerel mahkemenin davanın kabulüne ilişkin ilk hükmünün temyizi üzerine Dairemizce davada taraf teşkilinin sağlanmasının gerekliliği noktasından yapılan bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında davacı vekili, kayıt malikleri “… ve …’in ” veraset belgelerinin alınması için … Sulh Hukuk Mahkemesi’nde açtıkları dava sonucunda, bu kişilerin tüm aramalara rağmen mirasçılarına ulaşılamadığından mirasçısız öldükleri kabul edilerek, mirasçılarının Hazine olduğunun tespitine ve mirasın Hazine’ye aidiyetine karar verildiği ve Hazine’nin bu sebeple davada taraf olarak yer aldığı anlaşılmaktadır. Şu halde TMK.nun 501.maddesi hükmüne göre mirasçı bırakmadan öldüğü alınan veraset belgesi ile belirlenen “… ve …’e” ait payların (ileride ortaya çıkabilecek mirasçıların istihkak davası açma hakları saklı kalmak kaydıyla) Devlet’e intikal ettiği sabittir. Kanunen Devlete kaldığı belirlenen taşınmazlarının kazandırıcı zamanaşımı ile iktisabı ise mümkün bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı nitelendirme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Davalı … vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle usul ve kanuna aykırı görülen hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi uyarınca uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 26.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.