Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/20827 E. 2016/9121 K. 26.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/20827
KARAR NO : 2016/9121
KARAR TARİHİ : 26.05.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

… ile Hazine ve ….. Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair ….. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 13.09.2013 gün ve 27/425 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, müvekkilinin uyuşmazlık konusu 240 parsel sayılı taşınmazı 20 yıldan fazla süre ile malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurduğunu, tüm araştırmalara rağmen uyuşmazlık konusu taşınmazda paylı şekilde malik olan “…., …., … ve ….”nin kim olduklarının tespit edilemediğini, TMK’nun 713/2. maddesi uyarınca sözü edilen malikler bakımından tapunun hukuki kiymetini yitirdiğinden, dava konusu taşınmazda “…., …., … ve ….” nin maliki bulundukları payların iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, anılan pay maliklerinin bilinen kişiler olduğunu, bu nedenle davanın öncelikle mirasçılara yöneltilerek devam edilmesi gerektiğini, şayet mirasçıların belirlenememesi ya da hiç mirasçı bırakmadan ölmüş olmaları halinde ise TMK’nun 501. maddesi uyarınca mirasın Devlete geçeceğini açıklayarak davacının davasının reddi ile taşınmazdaki bu kişilerin paylarının Hazine adına tesciline karar verilmesin istemiştir.
Mahkemece, davacı yararına TMK’nun 713/2. maddesinde öngörülen kazanma koşulları gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 240 parsel sayılı taşınmazın …., …., …. kızı … ve …. adına kayıtlı payların iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nun 713/2. fıkrasında yer alan; “…maliki tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan…” hukuki sebebine dayalı olarak TMK’nun 713/1–2. fıkraları gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kural olarak, tapu iptali ve tescil davalarında, dava, kayıt malikine, kayıt maliki ya da malikleri ölüyse mirasçılarına yöneltilerek açılır. Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı olarak …’ni ve …. Köyü Tüzel kişiliğini göstermiştir. TMK’nun 713/2. fıkrası gereğince, açılan davalarda Hazine, TMK’nun 501. maddesi uyarınca son mirasçı sıfatıyla hasım gösterilmektedir. Bu davalarda Köy tüzel kişiliklerinin husumet sıfatları bulunmamaktadır. Kayıt maliki görülen …., …., … ve ….’nin ölü veya sağ olup olmadıkları dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden anlaşılamamaktadır. Esasen kayıt maliki görünen anılan şahıslara karşı açılmış bir davadan da söz edilemez. Yine, TMK’nun 713/2. belirtilen hukuki sebeplerden birine dayanılarak açılan davalarda, bu tür davaların niteliği ve özelliği gereği husumetin yargılama sırasında tamamlanması mümkündür. Ancak mahkemece, bu eksiklik yargılama sırasında yerine getirilmemiş ve davada taraf teşkili sağlanamamıştır.
Bilindiği üzere, bir davanın görülebilmesi için öncelikle davada taraf teşkilinin sağlanması gereklidir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden haberdar edilmesiyle mümkün olur. HUMK’nun 73. maddesinde ; “Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde Hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez,” denilmektedir. Madde metninde açıkça görüldüğü üzere taraflar, yönt… uygun bir biçimde davet edilmedikçe mahkemece karar verilemez. Aynı durum Hukuk Muhakemesi Kanununun 27. maddesinde de; “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler” amir hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu maddede yer alan “hukuki dinlenilme hakkı” tabiriyle 73. maddesindeki durum ifade edilmiştir. Bu hak, Anayasanın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Bu hak iddia ve savunma hakkı olarak da bilinse iddia ve savunma hakkından daha geniş ve daha üst bir kavram olarak nitelendirilmektedir. Somut olayda, mahkemece, her ne kadar, işin esası hakkında bir karar verilmiş ise de, yargılama sırasında iptali istenilen payların tapu kayıt maliklerine herhangi bir şekilde ve yolla tebligat yapılmamış, yargılama sırasında dahi, dava kendilerine yöneltilmemiş ve taraf teşkili sağlanamamıştır. Böylece, davada taraf sıfatıyla savunma hakkı tanınmamış ve daha ötesi savunma hakkı kısıtlanmıştır.
Saptanan bu somut ve hukuki olgulardan da anlaşılacağı üzere davada taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulamaz (HGK.nun 22.02.2012 Tarih, 2011/8-763 E., 2012/85 sayılı kararı).
Öyleyse mahkemece yapılacak iş, davanın öncelikle dava konusu taşınmazda tapuda nizalı payların kayıt malikleri olan …., …., …. kızı …. ve …’ye yöneltilmesidir. Bu kapsamda, anılan şahısların sağ olup olmadıklarının ve vefat etmiş iseler varsa mirasçılarının kesin bir biçimde saptanabilmesi için bu kişilerin hasımlı (hasım Hazine olmak üzere) veraset belgelerinin alınıp dosyaya konulması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması; mirasçılık belgesine göre belirlenecek yöntem ile taraf teşkili sağlanarak davanın yürütülmesi, tebligatlar yönünden 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerinin gözönünde tutulması, dava dilekçesi, hüküm ve bozma ilamının …., …., …. kızı …. ve …’ye vefat etmiş iseler varsa mirasçılarına tebliğ ettirilmesi, böylece taraf teşkilinin sağlanması ondan sonra işin esasına girilerek davacı ve davalı Hazine vekilinin talepleri konusunda bir hüküm kurulması gerekir. Bu nedenlerle, taraf teşkili sağlanmaksızın işin esası hakkında hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle usul ve kanuna aykırı görülen hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi uyarınca uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 26.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.