YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/22471
KARAR NO : 2016/6183
KARAR TARİHİ : 07.04.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil
… ve müşterekleri ile … adına … Defterdarlığı ve … aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen … gün ve … sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, dava konusu … ada … parsel sayılı taşınmazda 3/9 hissenin … kızı …, 1/9 hissenin … oğlu …, 1/9 hissenin … oğlu …, 1/9 hissenin … oğlu … adında bilinmeyen şahıslar adına kayıtlı olduğunu, TMK. 713/2 maddesinde yer alan kazanma koşullarının vekil edenleri lehine oluştuğunu açıklayarak, açıklanan hisselerin iptali ile veraset ilamındaki payları oranında vekil edenleri adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar … ve … vekilleri ayrı ayrı davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, kim olduğu belli olmayan şahısları temsilen kayyım atandığı, davacıların taşınmaza eklemeli zilyetlik yoluyla nizasız fasılasız zilyet oldukları anlaşıldığından tapu iptali ve tescil koşullarının oluştuğu gerekçeleriyle davanın kabulü ile İmar Kanunun 18. maddesi uygulaması sonucu … ada … ve … ile … ada … parsel numaralı taşınmazlarda … kızı …, … oğlu …, … oğlu … ve … oğlu … adında bilinmeyen şahıslar adına tapuda kayıtlı bulunan hisselerin iptali ile, davacılar murisi … …’ya ait … 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin … tarih, … sayılı veraset ilamındaki payları oranında davacılar adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kazanmayı sağlayan zilyetlik, TMK’nun 713/2. fıkrasında açıklanan tapu kütüğünde maliki kim olduğu anlaşılamayan hukuki sebebine dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanun’un açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir.
./.
Kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK’nun 10.04.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarih 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca “tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın evveliyatı olan … ada … parsel sayılı taşınmazın, 1.9.1998 tarihinde 2981 sayılı Yasa nedeniyle yapılan kadastro çalışmalarında … ada … parsel olduğu, 22.11.2011 tarihinde yapılan imar çalışmaları neticesinde de … ada 1 ve 2 ile … ada 1 parsel numaralı taşınmazlara dönüştüğü görülmüştür. … ada … parsel sayılı taşınmaza ilişkin tapu kaydı ve tapulama tutanağının incelenmesinde, Kulluk zade … efendinin taşınmazı senetsiz olarak zilyetliğinde bulundurduğu, ölümü ile veraseti oğulları …, … ve kızı …’ya kaldığı ve 334 yılında …’in dul olarak ölümü ile veraseti çocukları …, … ve …’e kaldığı, bunlardan …, …, … ve … hisseleri müracaatlarına taliken senetsiz olarak üzerlerinde kaldığı, kulluk zade … efendi oğlu …’e ait 2/6 hissenin 20.8.340 tarih 144 nolu tapuya bağlanarak … kızı … Hanım’a tedavülen gelmiş olduğu beliritlerek, 3/9 hisse … …, 3/9 hsise … kızı …, 1/9 hisse … oğlu …, 1/9 hisse … oğlu …, 1/9 hisse … oğlu … adlarına 14.11.1974 tarihinde tespit edildiği ve tespitin itiraz edilmeksizin 10.11.1976 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edildiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; tapu kaydı, tedavül kayıtları ve tapulama tutanağındaki açıklamalara göre kayıt malikleri … kızı …, … oğlu …, … oğlu …, … oğlu … tanınan, bilinen ve yaşamış kişiler olup, maddede yazılı koşulların gerçekleştiğini kabule olanak bulunmamaktadır. Mahkemece, bu hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonunda yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle iptali istenen hisse sahipleri … kızı …, … oğlu …, … oğlu …, … oğlu …’in bilinmeyen kişiler olduklarından hareketle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalı … vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerindedir. Kabulüyle usul ve kanuna aykırı görülen yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3. maddesi uyarınca uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 07.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.