YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/23343
KARAR NO : 2016/4575
KARAR TARİHİ : 14.03.2016
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine … 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin … tarih, … sayılı kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat ilamına dayanılarak başlatılan ilamlı takipte, … Büyükşehir Belediyesi’ nin Ziraat Bankası Hal Şubesi hesaplarına haciz konulması talebinin İcra Müdürlüğü’nce reddedildiğini, bunu ilişkin … tarihli İcra Müdürlüğü kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Mahkemece; daha önce aynı takip dosyasında borçlu tarafından … Büyükşehir Belediyesi’nin hesaplarına konulan hacizlerin kaldırılması için şikayet yoluna başvurulduğu … 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin … tarih, … sayılı ilamı ile de hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği icra hukuk mahkemeleri kararlarının aynı takip dosyası açısından kesin hüküm gibi işlem göreceği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş olup hüküm alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Yasa’nın 21. maddesi ile değişik 2942 sayılı Yasa’nın Geçici 6. maddesinin 13. fıkrasında; ”04.11.1983 tarihinden bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihe kadar kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazların idare tarafından kamulaştırılması hâlinde kamulaştırma bedeli ve mahkemelerce malikleri lehine hükmedilen tazminat ile bu davalara ilişkin mahkeme ve icra vekalet ücretleri de, idarelerce bu maddenin sekizinci fıkrasına göre bütçelerden ayrılacak paydan ve aynı fıkrada belirtilen usule göre ödenir ve işlem yapılır. Bu alacaklar için de bu maddenin on birinci fıkrası, bu fıkra kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan her türlü davalarda ise yedinci fıkra hükümleri uygulanır. Bu fıkra hükmü, bu fıkra kapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır” düzenlemesi mevcuttur.
Ancak 6487 sayılı Yasa’yla değişen, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesinin 13. fıkrası, Anayasa Mahkemesi’nin 13.11.2014 tarih ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. İptal kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de; Anayasa’nın 11. maddesinde, Anayasa’nın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesi düzenlenmiş,
-//-
138.maddesi ise hakimlere herşeyden önce Anayasa’ya uygun olarak hüküm verme yetkisi tanımıştır. Anayasa’nın 11. ve 138. maddeleri, hakime Anayasa’ya aykırılığı saptanmış, yasa hükmünü iptal kararı yürürlüğe girmemiş olsa bile uygulamama yetkisini hatta yükümlülüğünü vermektedir. Zira iptal edilen hükmün uygulanması, hak arama hürriyetinin içini boşaltma anlamına gelecek ve Hukuk Devleti ilkesi ihlal edilmiş olacaktır. Nitekim, Uyuşmazlık Mahkemesi ve Danıştay’ın iptal kararının yürürlüğe girmemiş olması halinde dahi Anayasa’ya aykırılığı saptanmış yasa hükümlerinin uygulanamayacağına işaret eden kararları vardır. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararını duyurması, iptal edilen yasanın uygulanmasını durdurucu bir tedbir niteliğine bürünmektedir. Karar gerekçelerinin yazımı ve yayımlanmasının uzun süre alması karşısında hiç olmazsa iptal kararının duyurulması, Anayasa’ya aykırı yasa hükmünün uygulanmasını engelleyecektir. (Turan Yıldırım Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İd. Huk. Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi-Amme İdaresi Dergisi, cilt:26) İptal hükmünün Resmi Gazete’de yayımlanmasından 6 ay sonra yürürlüğe girecek olması Kanun Koyucuya Anayasa’ya uygun yeni yasa maddesi hazırlanması için verilmiş süre olup, bu süre iptal hükmünün uygulanmasını engellemeyecektir.
Yukarıda açıklanan Anayasa Mahkemesi’nin 13.11.2014 tarih ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı iptal kararından önceki yasal düzenlemeler kapsamında kamulaştımasız el atmadan kaynaklanan tazminatlara ilişkin ilamların icra takibine konu edilmesi ve el atma eyleminin 1983 yılından sonra olması halinde, ilam tarihi 11.06.2013 tarihinden önce ise; (5999 sayılı Yasa’nın 1.maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na eklenen Geçici 6. maddesi ve 6111 sayılı Yasa’nın geçici 2. maddesindeki düzenlemelerde yalnızca kamulaştırmasız elatmadan kaynaklanan tazminat alacakları haciz yasağı kapsamında bulunduğundan) İdarenin mal, hak ve alacaklarının haczedilebileceği, ilam tarihi 11.06.2013 tarihinden sonra ise; 6487 sayılı Yasa’nın 21. maddesi ile yapılan değişiklik gereği İdarenin mal, hak ve alacaklarının haczedilemeyeceği kabul edilmekteydi.
Somut olayda; 07.09.2012 Karar tarihli takip konusu ilamda; idarenin kamulaştırmasız elatma eyleminin 1983 yılından öncesine ait olduğuna ilişkin iddia ve bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle kamulaştırmasız elatmaya ilişkin eylemin 1983 yılından sonra olduğunun kabulü gerektiğinden ve icra dosyası içinde bulunan … 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin … tarih, … sayılı ilamından sonra 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun Geçici 6. maddesinin 13. fıkrası Anayasa’ya aykırı görülerek 13.11.2014 tarihinde Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş olmakla uygulanırlığı kalmadığından kamulaştırmasız elatmaya dayalı tazminat ilamlardan kaynaklı davalarda borçlunun gayrimenkul, menkul, hak ve alacaklarına haciz uygulanması hukuka uygundur. Mahkemece her somut olayın kendi koşullarında (el atma tarihi ilam tarihi takip tarihi) değerlendirilmesi gerektiği gözardı edilerek hesaplardaki haczin bir başka icra mahkemesi kararında kaldırıldığından bahisle sonuca gidilmesi doğru değildir.
Bu durumda, İcra Müdürlüğü’nün haciz talebinin reddine ilişkin kararı, yasal düzenleme ve iptal kararlarına göre yerinde olmadığından, alacaklı vekilinin şikayetinin kabulüne karar vermek gerekirken reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine
14.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.