YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/23905
KARAR NO : 2016/10380
KARAR TARİHİ : 13.06.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
… ile … ve müşterekleri aralarındaki muhdesatın tespiti davasının reddine dair … Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 09.05.2014 gün ve 282/103 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, tapuda tarafların paydaş oldukları 245 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan bir buçuk katlı bina, binaya yapılan eklentiler, su deposu, 1.160 metrelik su borusu ve muhtelif meyve ağaçlarının kendisine ait olduğunu açıklayarak bu hususların tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, taşınmaz üzerinde bulunan bir buçuk katlı binanın davacıya ait olduğunu, bu hususu ortaklığın giderilmesi davasında da kabul ettiklerini, ancak meyve ağaçlarının davacı tarafından dikilmediğini, belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalıların ortaklığın giderilmesi davasında davacının muhdesat iddiasını kabul ettikleri gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince; muhdesatın tespiti davaları kendine özgü davalardan olup, dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Ortaklığın giderilmesi davasının yargılaması sırasında muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin açıkça kabul edilmemesi halinde muhdesat iddiasında bulunan paydaşın muhdesat iddiasını açıkça kabul etmeyen paydaşlara karşı tespit davası açmasında hukuki yararı vardır. Davalılar ortaklığın giderilmesi davasında davacının binaya ilişkin muhdesat iddiasını kabul ettiklerinden bina yönünden davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Ancak davacı bina dışında su deposu, su borusu, evin eklentisi ve ağaçlar yönünden de uyuşmazlık çıkarmıştır. Davalılar bu muhdesatlar yönünden davacının iddiasını kabul etmediklerini bildirdiklerine göre, davacının belirtilen muhdesat unsurları yönünden tespit davası açmasında hukuki yararı vardır. O halde davacının hukuki yararının mevcut olduğu belirtilen muhdesat unsurları olan su deposu, su borusu, evin eklentisi ve ağaçlar yönünden yargılamanın kaldığı yerden devamıyla usuli işlemlerin yürütülerek tahkikat aşamasına geçilmesi, taraflarca gösterilen delillerin usulünce toplanması ve gerçekleşecek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, bu muhdesat unsurlarını da kapsar biçimde hukuki yarar yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesi doğru olmamış, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davacının temyiz itirazları yukarıda 2. bentte açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK’nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacının diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.