Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2014/24132 E. 2016/8525 K. 09.05.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/24132
KARAR NO : 2016/8525
KARAR TARİHİ : 09.05.2016

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı

… ile … aralarındaki katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair …… Aile Mahkemesi’nden verilen 02.06.2014 gün ve 922/636 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı … …. vekili, evlilik birliğinde yapılan iktisap ve harcamalara yaptığı katkıdan dolayı 37.253,16 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 26.03.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile talep miktarını artırarak 54.351,52 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının kişisel harcamaları dışında yaptığı katkı ve davacının ailesi tarafından yapılan katkı, ortak harcamalar ve davalının şahsi harcamaları dikkate alındığından davacının evlilik birliğine yaptığı katkı nedeniyle 41.001,52 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir (4721 sayılı TMK’nun m.235/1). Eşlere ait kişisel ve edinilmiş mallar, mal rejiminin sonra ermesi anındaki durumlarına (nitelik, seviye, aşama vs) göre değerlendirilir (TMK’nun m. 228/1). Bu malların, kural olarak tasfiye anındaki (TMK’nun m. 227/1 ve 235/1), sürüm(rayiç) değerleri (TMK’nun m. 232, 239/1) hesaba katılır. Yargıtay ve Dairemizin uygulamalarına göre, tasfiye tarihi asıl karar tarihidir. Mahkemece, tasfiye konusu malın karara en yakın tarihteki sürüm değeri belirlenmelidir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde talep edebileceği alacak; “değer artış payı alacağı (TMK. m. 227)” ve artık değere katılma alacağı (TMK. m. 236) olabilir. Talep halinde, bu alacakların mevcut olup olmadığı; Kanunda gösterilen niteliklerine uygun olarak gösterilen deliller çerçevesinde araştırılır; varlığı halinde yine Kanunda gösterilen şekilde hesaplanır. Artık değere katılma alacak isteği söz konusu olduğunda, davalı eş TMK’nun 229. maddesinde belirtilen amaç doğrultusunda malı elden çıkarmışsa, başkasına devredilen malvarlığı mevcutmuş gibi tasfiye hesabına dahil edilir ve devir tarihindeki değeri esas alınır (TMK’nun m. 235/2). Mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olmamakla birlikte, TMK’nun 229. madde de gösterilen nitelikteki karşılıksız kazandırma veya diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılmış malvarlığı devri bulunduğunun kanıtlanması halinde; bunların eklenecek değer olarak tasfiye hesabına dahil edilmesi gerekir. Buna karşılık, aynı eşin bir malvarlığı kesiminden diğer malvarlığı kesimine değer aktarımı varsa; bu durumda TMK. 230/1 ve 230/2. madde uyarınca “denkleştirme” yapılması gerekir. Ödenmemiş bir borcun, bir denkleştirme unsuru olarak tasfiye hesabında dikkate alınabilmesi için; borcun tasfiyeye tabi tutulacak malın borcu olması gerekir (TMK. m. 230/2). Açıklanan nitelikte olmadığı takdirde eşin borcundan dolayı, diğer eşin sorumluluğu söz konusu olamaz. Davacı dava dilekçesinde, alacağın niteliği ve kapsamı bakımından; yeterli açıklıkta değildir. O halde, HMK 31. maddesindeki “Hakimin, davayı aydınlatma ödevi” çerçevesinde davacı taraftan yukarda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca katılma alacağı hesabına katılması istenen mal ve haklar konusunda açıklama istenip, anılan yasal çerçevede değerlendirilmesi, gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak gerçekleşecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken; eksik inceleme ve değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş; hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarda gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA; bozma sebebine göre; davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına; ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 699,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 09.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.