YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/25528
KARAR NO : 2015/4152
KARAR TARİHİ : 13.02.2015
MAHKEMESİ : İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine ilamlı takip başlatılmış ve borçluya ait banka hesapları üzerine haciz konulması üzerine borçlu vekili İcra Mahkemesi’ne yaptığı başvurusunda; icra emrinin, vekil olduğu halde asile çıkarıldığını, asile gönderilen icra emrinin iptali ile hacizlerin kaldırılmasını talep edilmiştir. Mahkemece, haciz konulan hesaplardaki paranın vasfı ile 6487 sayılı Yasa’nın 21. maddesi ile değişik 2942 sayılı Yasa’nın Geçici 6. maddesi gereğince haczin kaldırılmasına, ilamda borçlunun vekili olduğu halde, icra emrinin vekili yerine asile tebliğ edilmesinin usulsüz olduğu gerekçesiyle de, icra emrinin iptaline karar verilmiş, hüküm alacaklılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HMK’nun 73, 81, 82, 83 Avukatlık Kanunu’nun 41., Tebligat Kanunu’nun 11. maddeleri gereğince vekille takip edilen işlerde vekile tebligat zorunludur. Anılan bu düzenlemeler gereğince tebligatın vekile yapılması ile yasal süreler işlemeye başlar, takibin kesinleşmesi ve devamı işlemlerde vekile yapılan tebliğ tarihi esas alınır.
Ne var ki vekile tebliğ zorunluluğunun bulunması asile tebligat yapılması lüzumunu ortadan kaldırmaz. Şöyle ki, 2004 sayılı İcra-İflas Kanunu’nun 76. maddesinde mal beyanında bulunmamak suçu, 338. maddesinde düzenlenen hakikate muhalif beyanda bulunma suçu gibi icra-iflas suçlarında borçlunun cezalandırılabilmesi için icra emrinin borçlunun vekiline değil, kendisine tebliğ edilmiş olması gerekir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. baskı, cilt 2, sh: 1280) Cezaların şahsiliği kuralı gereğince borçlu asilin cezai yönden sorumlu tutulabilmesi için icra emrinin borçlu asile tebliği zorunludur.
Somut olayda takip konusu ilamda borçlunun vekille temsil edildiği, yani vekili bulunduğu halde icra emrinin vekil yerine asile 23.10.2012 tarihinde tebliğ edildiği, vekile tebligat yapılıp yasal süreler başlatılmadan, takip kesinleştirilmeden, alacaklı talebiyle, borçlu Belediyeye ait Denizbank Mardin Şubesi’ndeki hesaplar üzerine 28.06.2013 tarihinde haciz konulduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar gereğince icra emrinin vekile tebliği zorunlu ise de; icra takibinde asile tebliğin de gerekli olması nedeniyle, asile yapılan icra emri tebliğ işleminin iptaline karar verilmesi doğru değildir. Ancak vekile uslünce tebligat yapılarak takip hukukuna ilişkin ödeme süresi beklenmeden (İİK’nun 37. mad.) borçlu aleyhine haciz işlemleri gerçekleştirilmesi usulüzdür.
Açıklanan nedenlerle Mahkemenin borçlu hesapları üzerine konulan haczin kaldırması kararı gerekçe itibarıyla hatalı ise de sonuç itibarıyle doğru olduğundan, hükmün yanlızca asile yapılan usulsüz tebligat nedeniyle icra emrinin iptali yönünden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenle, İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 13.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.