YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4406
KARAR NO : 2015/6532
KARAR TARİHİ : 20.03.2015
İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire’ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Borçlu vekili, İcra Mahkemesi’ne başvurusunda; müvekkili aleyhinde boşanma ilamı ile hüküm altına alınan tedbir nafakası alacağının tahsili için ilamlı icra takibi başlatıldığını ilamın kesinleşmediğini, ilama aykırı fazla talebin bulunduğunu bu nedenle takibin iptalini talep etmiştir. Mahkemece, ilamda tedbir nafakasının başlangıç tarihi konusunda bir açıklamanın olmadığı, bu nedenle karar tarihinden, kesinleşme tarihine kadarki süre için istenebileceği halde, ilam dava tarihinden itibaren istendiği, bu nedenle ilama aykırı olarak icra emrinin düzenlendiği gerekçesiyle icranın geri bırakılmasına karar verilmiştir. Alacaklı vekili ilam karar tarihinden sonra Mahkemesinden alınan tavzih kararını da ekleyerek hükmü temyiz etmiştir.
Tavzih kararı ilamın bir parçası sayılır ise de; İcra Mahkemesi karar tarihinden sonra Mahkemesinden alınan tavzih kararı yargılama aşamasında ileri sürülmediğinden nazara alınamaz.
6100 sayılı HMK’nun 30. maddesinde “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” şeklinde usul ekonomisi ilkesi hüküm altına alınmıştır. Ayrıca İİK’nun 17. maddesinde; şikayetin İcra Mahkemesince kabulü halinde, şikayet olunan muamelenin bozulacağı yahut düzeltileceği belirtilmiştir.
Somut olayda takip konusu boşanma ilamında ; “….tarafların boşanmalarına, davalı kadın için 200 TL tedbir nafakasının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, boşanma kararı kesinleştikten sonra yoksulluk nafakasına dönüştürülmesine”, hükmedildiği ve ilamın kesinleşmediği, yine temyiz konusu İcra Mahkemesi karar tarihinden sonra verilen “nafakanın dava tarihinden itibaren tahsil edilmesine” dair tavzih kararının bulunduğu görülmektedir.
Bu durumda, tavzih kararının nazara alınamayacağı da gözetilerek, yukarıdaki ilkeler gereğince Mahkemenin, ilamda tedbir nafakasının başlangıç tarihi belirtilmediği için karar tarihinden kesinleşme tarihine kadar ki süre için istenebileceğine dair gerekçesi yerinde ise de; ilama aykırı olarak dava tarihinden karar tarihine kadarki dönem için istenen nafaka miktarının, gerektiğinde bilirkişiden rapor da alınarak tespitiyle, bu miktarın icra emrinden çıkartılarak düzeltilmesine karar verilmesi yerine icranın geri bırakılması yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile Mahkeme karannm yukarıda yazılı nedenle 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK’nun m.297/ç) ve İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 20.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.