Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/10002 E. 2017/14467 K. 02.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10002
KARAR NO : 2017/14467
KARAR TARİHİ : 02.11.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı 3. kişi vekili, müvekkiline ait işyerinde haciz yapıldığını, davalı borçlularla müvekkili arasında herhangi bir ilişki olmadığını, istihkak iddialarının kabulü ile hacizlerin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, iş yerinin devrinin takibe dayanak senetlerin tanzim tarihinden sonraki bir tarihte yapıldığını, bu nedenle muvazaalı olduğunu, davacının halen borçluya ait Katık Döner ismi ve logosu altında faaliyet gösterdiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının işletiminden önce, borçluya ait olduğu konusunda ihtilaf bulunmayan döner dükkanının, aynı yer, aynı isim ve aynı demirbaş eşya ile davacı üçüncü kişi tarafından işletildiği, bu durumda mülkiyet karinesinin davalı alacaklı lehine olduğu, davacı 3.kişinin ise mülkiyet karinesinin aksini kesin ve inandırıcı delillerle ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Haciz her ne kadar dayanak senette geçen adreste ve borçlunun aynı isimle işlettiği önceki adresinde yapılmış ise de; haciz adresinin halihazırda davacı 3. kişinin Ticaret Sicilde kayıtlı iş yeri adresi olduğu,haciz sırasında borçlu hazır olmadığı gibi, borçluya ait herhangi bir belge bulunmadığı, borçlu ile 3.kişi arasında organik bağ olmadığından İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin 3. kişi yararına olduğunun kabulü gerekir. Bu yasal karinenin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Devredilen işletmede haciz yapılabilmesi, devrin muvaazalı olduğunun iddia ve ispat edilmesine bağlıdır. Bu bilgilere göre, temyize konu olayda davacı 3. kişi ile borçlu arasında danışıklı işlem olduğu, davalı alacaklı tarafından iddia edilmesine rağmen, muvazaa iddiasını ispat edebilecek herhangi bir delil dosyaya sunmamıştır.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.