Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/11169 E. 2017/13025 K. 17.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11169
KARAR NO : 2017/13025
KARAR TARİHİ : 17.10.2017

MAHKEMESİ : …. İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Borçlu vekili, takip dayanağı ilamın Yargıtayca bozulup bozma sonrası yeni karar verildiğini, hesaplama yapılırken ilk karardaki tarihlerin esas alındığını ve müvekkil Kurumun harçtan muaf olmasına rağmen harç kesildiğini, İcra Müdürlüğü’nce gönderilen muhtırada yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu belirterek muhtıranın iptali talep edilmiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda “Şikayetin kabulü ile; 30/12/2014 tarihi itibari ile borçlunun sorumlu olduğu miktarın 5.014.685,38 TL olduğunun tespitine, İcra dairesi tarafından davacı Kuruma gönderilen 30/12/2014 tarihli borç muhtırasının 152.270,33 TL yönünden iptaline,” karar verilmiş, hüküm borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlamların infaz edilecek hüküm bölümlerinin icra mahkemesince yorum yolu ile belirlenmesi mümkün bulunmamaktadır (HGK’nun 08.10.1997 tarih, 1997/12 – 517 E.- 1997/776 K. sayılı kararı).
5335 sayılı Kanun ile 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesinde yapılan düzenleme ile yeni hesap tarzı getirilerek T.C. … Bankası’nın belirlediği reeskont oranları üzerinden faiz hesap yönteminin bırakılması, sadece 3095 sayılı Kanun yönünden söz konusu olup, bu Kanun dışındaki uygulamalar için bankanın reeskont oranlarını belirleme yetkisi devam etmektedir. Eldeki davadaki gibi hükme konu olması hallerinde, T.C. … Bankası’nca belirlenmekte ve ilan edilmekte olan reeskont oranı üzerinden faiz hesaplanabilecektir. Hükmün faize ilişkin bölümünün açıkça “reeskont faizi” olarak adlandırılarak kurulmuş olmasına rağmen yorumla bunun hükümde ifade edilmeyen yasal faizi yada avans faizini ifade ettiğini kabule olanak bulunmamaktadır (HGK 03.03.2010 tarih, 2010/12-124 Esas ve 2010/110 Karar sayılı kararı)
Somut olayda; İlk takip dayanağı … 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/343 Esas, 2012/135 Karar sayılı kararı Yargıtay …. Dairesinin 03.05.2013 gün ve 2012/4921 Esas, 2012/2889 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş, bozma sonrası aynı mahkemenin 27.03.2014 gün ve 2014/45 Esas, 2014/178 Karar sayılı kararı dosyaya ibraz edilerek borçlu tarafa şikayete konu 30.12.2014 tarihli borç muhtırasının tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Muhtıraya konu bozma sonrası ilamın hüküm bölümünde ” 44 nolu hakediş raporu bedelinden bakiye 519.751,38 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalı taraftan alınıp davacıya ödenmesine…. 22.12.2003 tarihli kesin hakediş bedeli nedeniyle 509.834,79 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalı taraftan alınıp davacıya ödenmesine,… Sulhnameye dayalı alacak bedelinden 272.293,25 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalı taraftan alınıp davacıya ödenmesine,….” hükmedilmiştir.
Bu durumda, Mahkemece, yukarıda belirtilen ilkeleri esas alan ek rapor alınmak suretiyle hesaplamanın T.C. … Bankası’nca belirlenmekte ve ilan edilmekte olan “reeskont” oranı üzerinden hesap yapılması gerekirken, “ ticari avans” faizi üzerinden ve yılı içeren dönemi Yargıtay uygulaması aksine 365 gün yerine 360 gün olarak uygulayan yetersiz bilirkişi bilirkişi raporu doğrultusunda sonuca gidilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK.nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 17.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.