Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/11396 E. 2017/15258 K. 15.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11396
KARAR NO : 2017/15258
KARAR TARİHİ : 15.11.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Borçlu vekili, ilamın hüküm kısmında davacının derece ve kademesinin tespiti yapıldığını ve 2. maddesinde brüt olarak ücret farkı alacaklarına hükmedildiğini. ilamın hem tespit hemde eda niteliğini taşıdığını, ilamın kesinleşmeden icra aktarılamayacağını,davanın türünün işçi alacağı olduğunu, ilamda alacak kalemleri brüt olarak tespit edildiğini, dolayısıyla bu ilamın icraya konulamayacağını, ancak ilamsız takip yapılabileceğini, ayrıca brüt tutarlar üzerinden hesap edilmesi gereken yasal kesintilerin icra emrinde belirtilmemiş olmasının infazda tereddüt yaratacağını, alacağın brüt olarak takibe konu yapılmasının icra dosyasında doğacak tahsil harcı vekalet ücreti alacaklarının da fazla hesaplanmasına sebep olacağını ve uygulanan faiz yönünden de ilama aykırılık bulunduğunu, uygulanan faiz oranının belirtilmediğini belirterek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, işçilik haklarının tahsili için açılmış olan bir davada, davacı işçiye ödenecek olan alacakların brüt miktar üzerinden hesaplanarak iş mahkemesi ilamına yazılması halinde ve işçilik haklarının tahsili için açılmış dava sonunda davacı işçiye verilmesi gereken net miktar belirtilmediğinde, vergi yasaları yönünden vergi yükümlüsü borçlu işverenin, ilamda yazılı meblağın bir kısmını yasal kesinti olarak vergi dairesine ödediğini belge ile kanıtladığında, kalan miktarın icra dairesine yatırabileceği ve bu şekilde icra dosyasında talep edilen alacağı ödemiş olacağı belirtildiğinden, davacının brüt olarak takibe konulmasına dair itirazlarının reddine ve davacının takip şekli ve vekalet ücretine dair diğer itirazlarının da usul, yasa ve dosya kapsamına göre sübuta ermediği gerekçesiyle reddine karar vermiştir.
1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre borçlu vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Borçlu vekilinin faize yönelik temyiz itirazlarına gelince; Borçlu vekili talep dilekçesinde, uygulanan faiz yönünden ilama aykırılık bulunduğunu, uygulanan faiz oranının belirtilmediğini de belirterek takibin iptalini istemiştir. Mahkemece, faiz talebi hususunda araştırma yapılmadan şikayetin reddine karar verilmiştir.
HGK’nun 20.09.2006 tarih, 2012/594-534 Esas ve Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; kıdem tazminatı için Mahkemece yapılacak iş; tarafların bildirdikleri bankalardan hakkın doğum tarihinden itibaren birer yıllık devreler halinde bankalarca mevduata fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının sorulması, hakkın doğum tarihinden itibaren takip tarihine kadar istenebilecek faiz miktarının bilirkişiye hesaplattırılması şeklinde olmalıdır.
Somut olayda, Mahkemece taraflara banka adlarını bildirmesi için imkan tanınmamış, faiz hesabı için dosya bilirkişiye tevdi edilmemiştir.
Bu durumda Mahkemece, tarafların bildireceği bankaların Genel Müdürlüğü’ne yazı yazılarak yukarıda bildirilen ilkeler ışığında faiz oranları getirtilip, takip konusu ilama bağlı kalarak ücret farkı alacağına; bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz ,diğer alacaklara; yasal faizin uygulanması yönünde bilirkişiden rapor alınmak suretiyle sonuca gidilmesi ve faize yönelik şikayetinin de HMK’nun 297/2 maddesi uyarınca incelenmesi gerekirken eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle borçlu vekilinin faize yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK’nun 366. ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.