Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/11930 E. 2017/13069 K. 17.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11930
KARAR NO : 2017/13069
KARAR TARİHİ : 17.10.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, haricen satın alma ve TMK’nun 713/2 maddesinde yer alan “ölüm” hukuki nedenlerine dayalı olarak dava konusu 435 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …. vekili ile diğer bir kısım davalılar davanın reddine karar verilmesini savunmuşlar, diğer davalılar savunmada bulunmamışlardır.
Mahkemece, harici satım sözleşmesine dayalı talebin kadastrodan önceki hukuki sebebe dayanması nedeniyle hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, TMK 713/2 maddesindeki olağanüstü kazanma koşullarının oluşmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve dosya kapsamından; dava konusu 435 parsel sayılı taşınmazın 1978 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında 17.11.1970 tarih …..numaralı tapu kaydına istinaden davalıların mirasbırakanı….adına tespitinin yapıldığı, itiraz üzerine komisyon kararı ile 19.1.1981 tarihinde tapuya tescil edildiği ve mirasbırakan İshak Eroğlu’nun 1987 yılında öldüğü, tapu kaydının 19.9.2001 tarihinde mirasçılarına intikalinin sağlandığı görülmüştür.
Davacı tarafın TMK’nun 713/2 maddesine dayalı isteği yönünden mirasbırakan …. ölüm tarihi olan 1987 yılından, tapu kaydının intikal ettirildiği 2001 yılına kadar 20 yıllık nizasız , fasılasız zilyetlik süresi dolmadığından bu talep açısından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Her ne kadar Mahkemece, davacının harici satım sözleşmesine dayalı talebi yönünden kadastrodan önceki hukuki sebep olması nedeniyle hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle ret kararı verilmiş ise de, davacının satın aldığını iddia ettiği 26.9.1979 tarihi, kadastro tespit tarihinden sonra ancak kesinleşme tarihinden önce olup 3402 sayılı Kanunun 12/3 maddesi gereğince hak düşürücü süreye tabi değildir. Ancak dava konusu taşınmaz öncesi ititbariyle tapulu olduğu ve tapulu taşınmazın haricen satışının geçersiz olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş ise de, sonuç itibari ile ret kararı doğru olduğundan bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

SONUÇ: Hal böyle olunca, dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.