Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2015/12795 E. 2017/15893 K. 29.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/12795
KARAR NO : 2017/15893
KARAR TARİHİ : 29.11.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı, dava konusu 71 ada 4 parsel sayılı taşınmazın, ortaklığın satış sureti ile giderilmesine ilişkin verilen karar üzerine satış aşamasında olduğunu, bu aşamada dava konusu taşınmaz üzerindeki bina ile ilgili yaptığı masrafların diğer maliklere de paylaştırılmasının söz konusu olacağını belirterek dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan binanın kendisi tarafından yaptırıldığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili, davacının ortaklığın giderilmesi dosyasının hiç bir aşamasında binanın kendisine ait olduğunu ileri sürmediğini, bahse konu davanın sonuçlandığını ve ortaklığın giderilmesine karar verilerek kararın onandığını ve kesinleştiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece; davanın kabulü ile; 71 Ada 4 nolu parsel içerisinde bulunan 140,63 m2 yüzölçümündeki 2 katlı evin davacı …’a aidiyetinin tespitine karar verilmiş, hüküm, davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup, dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK 106/2 m) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür. Bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re’sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesi gerekir (HMK 114/1-h, 115 m.).
Öğretide ve Yargıtay’ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 71 ada 4 parsel sayılı taşınmaz ve dava dışı taşınmazlar hakkında davacı tarafından ortaklığın giderilmesi davası açıldığı, mahkemesince 12/6/2012 tarihli ve 2012/70 K. sayılı karar ile 71 ada 4 parsel ve dava dışı diğer parsellerde kayıtlı taşınmazlarda ortaklığın satış sureti ile giderilmesine karar verildiği ve kararın Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 31/10/2013 tarihli ve 2013/13609 sayılı ilamı ile Onanarak 31/10/2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
O halde; söz konusu taşınmaz hakkında yukarıda bahsedilen ilkeler ışığında, ortaklığın giderilmesi davasının derdest olmayıp kesinleşmiş olması, kamulaştırma ve kentsel dönüşüm gibi ayrık durum olarak kabul edilen uygulamalar da olmadığına göre, davacının açtığı davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalılardan … vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMKnun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMKnun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMKnun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 29.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.